 |
22 Ağustos - 28 Ağustos 2009 Kaçkar Dağları |
 |
|
22 Ağustos - 28 Ağustos 2009 Kaçkar Dağları Faaliyet: Kaçkar Dağları zafer bayramı tırmanışları Tarih: 22 Ağustos - 28 Ağustos 2009 Katılımcılar: Cumhur Baştuhan, Sönmez Erkaya, Banu Erdem, Serdar Özdemir, Gökhan Çağlar, İrfan Alemdar, Yasemin Kapıyoldaş, Eralp Aytaç Yalman, Güngör Gürsoy, Mustafa Özçalışkan, Şeyda Erkara, Caner Alptekin, Selim Geyik Yapılan Zirveler: Kaçkar kuzeydoğu Zirve: Cumhur Baştuhan, Sönmez Erkaya, Banu Erdem, Serdar Özdemir, Gökhan Çağlar Mezovit Zirve: İrfan Alemdar, Yasemin Kapıyoldaş, Eralp Aytaç Yalman Verçenik Zirve: Cumhur Baştuhan, Sönmez Erkaya Adsız (30 Ağustos dağı zirve): Serdar Özdemir, Banu Erdem Özdemir, İrfan Alemdar, Güngör Gürsoy Çıkılan Diğer Yükseklikler: Verçembek Tepesi: Cumhur Baştuhan, Sönmez Erkaya, Banu Erdem, Serdar Özdemir, Gökhan Çağlar, İrfan Alemdar, Yasemin Kapıyoldaş, Eralp Aytaç Yalman, Güngör Gürsoy, **** "Balıklar tutuldu arkadaşlar" diyor Perşembe günü bir ses Ardeşen'den, "tamam İrfan abi Cumartesi sabahı oradayız"J Cuma gecesi yola çıkıyoruz Güngör, Selim, Sönmez hoca ve ben İstanbul'dan Güngör'ün araçla, sabah kahvaltı için üyemiz Hanife Yavuz'un Ordu'daki köyünde soluğu alıyoruz, börekler hazır, tereyağlı ekmekler, bahçeden taze taze salatalıklar ve daha bir dolu çeşit. Hanife'nin anne ve babasıyla sohbet ediyoruz, kendimizi hiç yabancı hissetmiyoruz, kızlarının neden bu kadar sevecen olduğunu çok daha iyi kavrıyoruz. Çok vakit kaybetmeden böğürtlen, fındık v.s yolluklarımızı alıp Rize'ye rotayı çeviriyoruz ve öğlen sonrası İrfan abinin, Ardeşen'de denize sadece 20 - 30 metre mesafedeki deniz manzalı evinde alıyoruz soluğu. Tüm arkadaşlar uçakla otobüsle ulaşmışlar Ardeşen'e. Nefis bir sofra daha karşımızda. İstavritler, iç pilav, laz böreği ohooo daha neler neler... Aktiviteden önce iyi besleniyoruz, acaba bu işi kültür turuna mı? çevirsekJ Dağcılığın bu kısmı inanılmaz güzeldir. Arkadaşlık bağlarını, parayla satın alamayacağınız tüm imkanları, misafirperliği sunuyor kişiye. Her dağcının buna benzer hikayeleri vardır, biz ne kadar birbirimizi didikleyen bir camia olsak da, yaptıklarımız ve ilişkilerimizle daima topluma örnek olmalıyız, tabiî ki önce kendimize. Hepimiz çok keyifliyiz. Aracımız geliyor, 14 kişi biniyoruz araca doğru. Yukarı Kavron, Şahin Pansiyon'un önüne kampı atıyoruz. Bu konuda kimseye karışmıyorum, dileyen rahat rahat pansiyonda, dileyen çadırında kalıyor, sabah 03:00 te hareket var. 03:00 Yukarı Kavron'dan hareket ediyoruz, devamıyla Mezovit Öküzçayırı'ndayız. (Burada yazın bırakılan 18 baş 4 ayaklıya dikkat etmek gerekiyor, şayet hava aydınlanmadan kapıdan geçerseniz çok dikkat etmeniz gerekmekte yoksa buradaki danalar sizi düşman olarak algılayabilir ve zarar görebilirsiniz) Kapıda havanın aydınlanmasını beklerken yapılan kahvaltı sonrası dağın eteğinden yükselmeye devam ediyoruz ve buzulun sol tarafındaki çarşağa giriş yapıyoruz. Yürüyüş dikleştikçe bazı arkadaşlarımızda yorgunluk belirtileri başlıyor. Çok uzaklaşmadan onları Öküzçayırı'na geri gönderiyoruz. Saat 09:00 sularında Mezovit ve Kaçkar Dağı'nı ayıran beldeyiz, durum değerlendirmesi yapıp 4 kişiyi Mezovit dağına, biz de 5 kişi olarak Kaçkar kuzey doğu rotasına giriyoruz, Kaçkar kuzey doğu rotası 3, 4, 4+ çok nadiren 5 lik kısa hamleleri içeren bir rota. Yürüyüşe Kavron'dan itibaren başladığımız için yoruluyoruz, sonucunda 5 kişi Kaçkar zirvedeyiz hava çok güzel. Güneyimizde kalan Ergül buzulu ve Deniz gölü manzarası bir harika, kuzeyden, her zamanki gibi öğlen sonrası bölgeyi basacak bulutlanma. Kaçkar Güney Bölümü ve maratoncumuz Gökhan Kaçkar Zirve Zirve defterini karalıyoruz, tebrikler ve fotolar. Daha fazla durmadan inmemiz gerekiyor, uzunca bir yolumuz var. Dönerken çıktığımız aynı rotadan dönemnin kefisizliğini yaşıyoruz. (Bu tip çıkışlarda dönüş bana göre çok keyifsiz oluyor) Zaten başım ağrıyor biraz da halsizleştim. İlaç almaktan hiç hoşlanmam ama bir Minoset ve Supradin takviyesiyle bele iniyorum. Diğer 3 arkadaşımız da Mezovit Dağ zirvesini yapıp gelmişler. Mezovit Zirve Öküzçayırı'ndan çıktığımız yaklaşık 850 metre yükseltiden geri inmek oldukça sıkıntılı ama espriler havada uçuşuyor... ‘'Hay ben böyle rotanınJ'' Neyse, yaklaşık 14 saat sonra başlangıç yaptığımız yere, Yukarı Kavron'a geri dönüyoruz. Bu uzun faaliyet sonrası gerçekleşen zorlu zirve 1 haftalık aktivitemizde bize 1 gün kazandırıyor. Ertesi gün bu yorgunluğun üzerine Ayder'e kaplıcaya gitmeye karar veriyoruz, 13 km lik yolu eski patikalardan yürüyerek iniyoruz Ayder'e. Ben girmedim ama benden başka herkes kaplıcada. Çok sıcak suyu hiç sevemedim ne yapayımJ Arkadaşlar pişmaniye kıvamında geliyorlar ve araçla tekrar Kavron'a dönüyoruz. Bu arada Selim arkadaşımızın abisi kalp krizi geçirmiş, telefon geliyor ve Selim'i üzülerek İstanbul'a yolcu ediyoruz. Ayder Ertesi gün rotamız Altıparmak. Ama Sönmez hocayla hiç bilmediğimiz Kemerli Kaçkar Dağı'na gitmeye karar veriyoruz, çünkü Kaçkar'ın bu bölümünden Altıparmak yapmak çok sıkıntılı. Rota teknik ve çok yorucu (Tunç Fındık'ın Kaçkarlar kitabına göre hareket ediyoruz). Avusor yaylasına çıkıyoruz. Buradaki yaylacıların tümü gerçek anlamda laz dilleri, kültürleri her bir şeyleri farklı. Köyden iki genç geliyor bizi dağın altında ki kamp alanına götüreceklerini söylüyorlar. Karpuzu kollarına sıkıştırıyorumJ suyun başına geliyoruz hemen karpuz molası, şapur şupur... Sonrası 1 saatlik kamp yükleriyle kamp alanımızdayız, çok güzel bir göl ve bir sürü çadırın kurulabileceği mükemmel bir kamp alanı. Çadırları kuruyoruz ve sis çökmeye başlıyor, akşam yemeğini hazırlıyoruz. Avusor yaylası kamp alanı (Kemerli ve Kuşaklı Kaçkar kamp alanı) Aslında dağda 2-3 kişilik gruplar halinde yemek yapmak daha pratik ama faaliyet yaptığınız yer Kaçkar gibi su yönünden zengin ve kamp alanı olarakta deniz kenarını aratmıyorsa, mümkün mertebe imece usulu takılmak güzel oluyor. Hem sohbet, hem de lezzet olarak ortaya ilginç menüler çıkabiliyor. Mesela ben malzeme olmadan bulgurun en lezzetlisini Serdar'dan öğrendim bu faaliyette. Ben de, sarımsak ve soğanlı ve et bulyonlu bulgurun ne kadar lezzetli olduğu tarifini yanımdaki herkesle, hep pratikte hem teorikte paylaştım. Yemekten sonra sis öyle bir çöktü ki dışarıda durduğunuz anda inanılmaz bir çise yiyorsunuz. 30 dakika dışarıda duran birisi iliğine kadar sırılsıklam olur, o derece. "Sabah inşallah hava düzelir" deyip yatmaktan başka çare yok. Sabah 06:00 da hareketle tüm grup, Kemerli Kaçkar rotasına giriyoruz. Gölün güneydoğu tarafındaki çarşaktan yükseliyoruz ama bu işte bir tuhaflık varJ Kemerli Kaçkar'ın yüksekliği 3150 metre civarında, biz ise 3300 metrelerde çıkıştayız. Hem de oldukça dik bir çarşakta. Çarşak bitip gediğe geldiğimizde anlıyoruz her şeyi, bize köylülerin Kemerli Kaçkar diye tarif ettikleri yer Kuşaklı Kaçkar Dağı çıkıyor. Sağımızda 150 metrelik bir duvar var. Bu grupla tırmanmamız uygun değil, gülüşüyoruz, şaşırıyoruz bir temel fıkrasına konu oluyoruz ‘'kuşak idi, kemer idi; kuşak idi, kemer idi''J)) sesleri yükseliyor vadide. Gülüyoruz ağlanacak halimize... Laz GediğiJJ Siz siz olun köylülerin Kemerli Kaçkar diye bildiği dağa gitmeyin, Kemerli Kaçkar, Avusor gölünün hemen yanından 500 mt. yükselen zirveJ *** Dönüş yapıyoruz Ayder'e, Şahin pansiyonun sahibi Yalçın abi ahşap evini açıyor bizlere, dinleniyoruz ve kaplıca keyfi yaparak ertesi güne hazırlanmak için iyice besleniyoruz. Muhlama, gözleme ne varsa... Sabah 09:00 da teker dönüyor, Tatos dağlarına, Verçembek yaylasına gidiyoruz. Verçembek Zilkale, Çat ve Başyayla'dan Leğen deresini takiple gittiğiniz bir yayla. 2600 Metre yüksekliği, bakirliği ve hiç bozulmamış dokusuyla bir dağcı ve doğaseverin başını döndürecek nitelikte. Uzunca bir araç yolculuğu sonrası yaylada kampımızı atıyoruz, bizden başkaca kimsecikler yokJ Erken vardığımız için bir gezinti yapıyoruz. Sis var ama arada açar gibi oluyor. Buranın havasına o kadar alıştım ki akşam havanın açacağına 1 e 10 bahse girerim Retkit hesabıJ Dereyi sağımıza alıp iki derenin kesiştiği noktadan sol sırta vuruyoruz Kapılı göllere gitmek için. Solumuzda koca bir tepe. Doğa yürüyüşü tadında ki bu tepeye çıkmadan olmaz. Hava da hafif açma tadında. Sisler arasında göller muhteşem. Tepeye vardığımızda GPS bize 3125 metrede olduğumuzu söylüyor. Dağcılık faaliyeti niteliği taşımayan bu tepeye Verçembek tepesi ismini veriyoruz (Verçenik dağı ve Verçembek yaylası arasında ki tepe) 10 kişi ile tepedeyiz, çok yormuyor bizleri ve kamp alnımıza dönüyoruz. Verçembek tepesi Sabah saat 05:00 Bir önceki gün planlarımızı yaptık. Sönmez hoca ve ben teknik malzemelerimizi yüklenip Verçenik dağına, Serdar'ın rehberliğinde 4 kişi de Verçenik'in Kuzey batısında bulunan 3515 metrelik isimsiz bir dağa çıkış yapacaklar, diğer arkadaşlar ise kampta keyifte kalacaklar. Yola çıkıyoruz 2 kişi hızlıca Kapılı göllere ve Verçenik dağının insan büyüklüğünde ki kayalardan oluşan çarşağına giriyoruz. Çarşak, dağın beline ulaştığında sola dönerek çentiğe doğru hızla yükseliyoruz. Çentiğe geldiğimizde dağın son 200 metrelik bir dağcı için en zevkli kısmı başlıyor. Çakılı sikkelerden emniyet noktalarını alıp tırmanışa başlıyor Sönmez hoca, ardından ben. 3 İp boyu yükseliyoruz ve sonunda zirvedeyiz, biz zirveye çıktığımızda diğer arkadaşlarımızda isimsiz zirvedeler, Güngör arkadaşımız Canon G10 makinasıyla bizi uzaktan görüntülemiş aralarında ki konuşma: "Bakın bakın uzun ince olan Cumhur, kısa kalın olan Sönmez hoca" kuş uçuşu o kadar uzaktan bizi görmeleri çok şaşırtıcıJ İsimsiz zirveye çıkan Serdar, Banu, İrfan ve Güngör bu zirveye Zafer bayramı tırmanışlarımız nedeniyle ‘'30 ağustos'' ismini vererek ve zirveye zirve defteri bırakarak tırmanışlarını gerçekleştirdiler. Konuyu inişe geçtiğimizde Tunç Fındık'ı arayarak bildirdik, yeni kitabında bu isme yer vermesini bekliyoruz. 30 Ağustos zirvesinden Verçenik 30 Ağustos zirvesinden göller 30 Ağustos dağı zirve Biz de zirve defteri ve fotoğraf çekimi ardından zevkli bir ip inişiyle önce çentiğe, kapılı göllere ve kamp alanına toplamda 13 saatte iniyoruz. Verçenik dağı baca kısmı Faaliyet bitti mi? Nayırrrr araç bozulmuş, bu ıssız yaylada araç bozulması yaşanılacak en kötü şey olsa gerek çok kızgınım neye kızacağımı bilemez halde söyleniyorum. Şöför Mehmet'e mi kızayım yoksa aracı viteste çalıştırmaya çalışan Güngör'e miJ Neyse, eşyaları araçta bırakıp yürümeye başlıyoruz, 1 saat sonra şöförümüz Mehmet bizi bölge çobanı Cengiz'e teslim ediyor, Cengiz'in boyu 1 metre ama bilmediği konu yokJ Bizi bir yayla evine götürüyor. Tek göz 3-5 çocuk, evin reisi, yaşlıca bir teyze, Erzurum İspir'li gelinleri, okumaya çok hevesli 16 yaşlarında bir genç kız ve bizim gruptan 10 kişi sığıyoruz eve, diğer arkadaşlar Başyayla'ya Hemşin'e telefon etmek için gidiyorlar. Haaa bu arada Gökhan arkadaşımız da, 40 km lik Çamlıhemşin parkurunu tamamlamak için öğleden sonra koşuya başlamıştı. Bir an aklıma geldi, o taytla, Ramazan ayında Çamlıhemşin'de ne yapıyordur diyeJ Aklıma geleni arkadaşlarla paylaştım, kahkaha patladı tabi. Sığınılacak en iyi yere karakola sığınmış sonradan öğrendik, kahvehane Gökhan'a dar gelirdiJ Neyse bu yayla evinde iyi ki yolda kalmışız dedirtecek olayları yaşamaya başladık. Sohbet koyu sanki ev ahalisiyle beraber büyüdük. Bir sofra kurdular ki kimse naz etmedi. Orjinal bir muhlama, peynirler, ev reçelleri, hemencecik yapılan sıcak ekmekler, karalahana çorbası (fiks), çaylar. Bu sofranın binlerce yıllık tarihimizden kopup geldiği kokusundan belli. Hepimizi bu paylaşımın ve samimiyetin gerçekliği kucaklıyor. Sohbet gayet basit ama inanılmaz keyifli. Bir ara bizim grubun, yaylacıların tartışmalarını sanki doğaçlama bir tiyatro izler gibi izlediklerini gözlemledim, bu da çok hoşuma gittiJ Yaklaşık 3-4 saat kadar bu kalpten ocakta vakit geçirdik ve Çamlıhemşin'den yardım geldi, araç tamir edildi ve yola düştük. Yine sabaha karşı 04:00 gibi İrfan abinin evdeyiz. Eşyalar bir köşeye, biz başka bir köşeye hemen uykuya... Serdar ve Banu Özdemir dağları çok seven çiftimiz, nedense bu resimlerini çok sevdimJ Ertesi gün kahvaltı yapıp doğru denize. Ve ayrılık vakti. Teker teker ayrılıyoruz. Bana bu faaliyetin bu kadar güzel geçeceğini söyleselerdi güler geçerdim ama gerçekten çok yanılmışım. Dostluk bağlarımızın güçlendiği, paylaşımın bir o kadar olduğu ve sayabileceğim bir sürü olayla döndüm İstanbul'a. Faaliyete katılarak bize güven veren Sönmez hocamıza, evinin kapılarını ve sofrasını bizlere kucak dolusu açan üyemiz İrfan Alemdar'a, Verçembek yaylasında misafir olduğumuz aileye, şöförümüz Mehmet'e, Hanife Yavuz'a, Serdar ve Banu Özdemir'e, Şahin Pansiyon'un sahibi, dostumuz Yalçın Şahin'e, en önemlisi gruptaki uyumlarından dolayı tüm katılımcı arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Sevgiler, Cumhur Baştuhan Linkler: İrfan http://picasaweb.google.com.tr/lh/sredir?uname=ialemdar&target=ALBUM&id=5373986866925239649&authkey=Gv1sRgCI2PjszN09jFGA&invite=COroqYgE&feat=email http://picasaweb.google.com/ialemdar/KACKARLAR2009?feat=content_notification# http://picasaweb.google.com.tr/ialemdar/30AgustosVercembekVercenik http://picasaweb.google.com.tr/ialemdar/KACKARLAR2009 Eralp http://picasaweb.google.com/eralpaytac/Kackarlar_22_29Agustos2009# Selim Geyik http://picasaweb.google.com/selim.geyik/YarMKalanKackarlar?feat=content_notification# http://picasaweb.google.com/lh/sredir?uname=selim.geyik&target=ALBUM&id=5376166143685291697&authkey=Gv1sRgCIHTv7uf09GzrgE&invite=CP3zi_cJ&feat=email
|
|
 |
|
 |
|
|