 |
Aladağlar Yedigöller Platosu |
 |
|
Aladağ Yedigöller Platosu: 22-29 Ağustos 2009 Aladağ Yedigöller Platosu: 22-29 Ağustos 2009 Katılımcılar Tuncer Ünalan Sirin Uysal Selçok Tüzün İzinlerin denk getirilmesi iptal edilmesi, yeniden denk getirilmesi gibi rutin dağ öncesi faaliyetlerimizi tamamlayıp Aladağlar yaz tırmanısları için bir arabaya üç kisi binmistik. Ailelerden, eşlerden, sevgililerden, çocuklardan, isten, sehirden, sorumluluktan uzak bir hafta vardı önümüzde ve hiçde acele etmiyorduk. Özellikle benim için olağanüstü bir durumdu, iki yıldır tatil yapamamıstım ve inanılmaz stres doluydum. Mutlu ve o kadarda tedirgindim, neticede kus uçmaz kervan geçmez bir yer değildi fakat iletisim nerede ise yoktu. Modern hayattan uzak, nimetlerinden yararlanmadan koca bir hafta offf, offf... Klasik Mehmet Senol muhabbetleri esliğinde geciktiğimiz için hafiften fırça yiyerek traktör ile Sokullupınara aksam 19:00 sıralarında vardık. Hava kararmadan çadırları kurup seyahat sirketinin katırcısı ve Mehmet ile koyu bir sohbete koyulduk. Açılımın etkileri taa dağ baslarındaki katırcıları bile etkilemisti. Herkesin konustuğu konular... Biz bunlardan kaçmıstık en azından bir hafta fakat buradada bizi buldu... Sabah erken saatte kalkıp Kızılkaya, Karasay, Eznevit yapacaktık plana göre... Yapamadık... Kızılkaya ile yetindik, ilk gün, uzun zaman sonra yüksek irtifa, göbekli vücutlar sadece Kızılkaya dedi. Klasik rotalar arasında Demirkazık ve Kaldı en zor diyenlere Kızılkaya diyorum... hem de en yüksek zirve ödülü ile birlikte... Akabinde Yedigöller büyükgöl tarafındaki kamp yerine hareket ettik. Niyetimiz ertesi günü dinlenmek sonraki gün tırmanısa devam etmekti. Rahat duramadık tabi, Sirin: -Burnumuzun dibinde Direktas hadi çıkalım bir saatte gider yarım saatte döneriz... Bes yıldır tanıyoruz adamımızı ama dağda tanımaya yeni basladığımız için inandım tabiki. Aldık 40 metrelik ipi, sikkeyi ve çekici (?)... Her neyse yola çıktık. Sirin önde ben en arkada, ulen Direktas'a niye direk demisler anlasılıyor, dimdik uzanıyor.. Arka tarafından rahat çıkılır diyor rehberimiz Sirin. Bu dağlara kim isim vermis düsünmeden edemiyor insan, bazıları gerçekten cuk oturmus, süreci ve durumu izah ediyor bazıları ise en azından bana hiçbir sey ifade etmiyor, örneğin Kaldı, Alaca, Medetsiz, Direktas dağın durumunu ifade ederken, H1, H2, Adsız, İsimsiz gibiler bir sey ifade etmiyor, Anadolu'daki her büyükbas hayvanın bile bir isminin olduğunu düsünürsek "isimsiz" tepenin anlamsızlığınıda anlamıs oluruz sanırım. Oldukça zor bir yerdeyiz emniyet almasını istedik Sirinden, - Çekici verde bir sikke çakalım.. -Sirin yaw çekiç yerine tas olmazmı tas?? -Niyeki? -Seyy unutmusum aceleden... ???? ***XX++****/// -Niye bağırıyorsun bak bu tas güzel iste... Direktasın kilit noktasına geldik, söyle bir baktım, sikke çakmak için, çekiç yok, tas yok , henüz ilk gün olduğu için bendede yürek yok daha ileriye gitmek için.. -Ben dönüyorum agalar... Sirin -Valla burayı geçince bir sey kalmıyor, hemen zirvedeyiz. (Eğer Sirine bu faaliyette bu vaatlerinden dolayı tarafımızdan bir sey olmadı ise bundan sonra hiçbirsey olmaz hiç durmadan yemin edebilirJ) Ben, -Yani ondan değil, midem bulanıyor, basım dönüyor, henüz alısamadım irtifaya, dengemi yitiririm diye gelmeyeyim. (Yerse) .... Yediler.... Kampa döndüm, ohhhh? Açtım bir Ton balığı, yanına bol lavas bir istah var sormayın... Elimde kitabım Direktasa arasıra bakarak yan gelip yatıyorum... -Sirin, Selçok, Sirin,.. ding.. dong... diye telsiz sesi ile irkildim. -Dinliyorum Sirin. -Zirvedeyiz... - Tebrikler, ayağa kalkında sizi videoya çekeyim. (Ama bir milim bile yerimden kıpırdamadan yapıyorum) -Okey. Ayağa kalktıklarında minicik noktalar gördüm zirvede. Knorr'un Anadolu çorbaları demetinden "Toyga çorbası" çıkmıstı torbadan. Henüz bizimkiler dönmeden pisirdim ve zirveden dönünce çok makbule geçti. Ertesi gün dinlenecektik. ... Yine olmadı tabiki... Hemen trans faaliyetine giristik... Sabah 08:30 hareket. Üçköse sirvisi ilk ve son zirvemiz olacaktı nerede ise trans faaliyetinin... Üç köse sivrisinden sonra sola gideceğimize yanlıslıkla sağa girmisiz... Artık geri dönüsü olmayan bir noktadayız, ip, sikke, hiç bir teknik malzeme yok, çekiç... zaten yok... Alt tarafımız 300 metre dimdik, saçlarımız da dimdik, Sirin hariç, o kel... yaklasık 200-300 metrelik yan geçis var, kayalar çürük, az çürük, çok çürük olarak ayrılıyor, sağlam ve normal kaya yok.... Sirin önde, Tuncer arkasında, bende en arkada, adrenalin ise en üst düzeyde, ayak kayması, kayanın elinde kalması, bas dönmesi, tökezleme, titreme olması durumunda kuyruğu titretme vakası yasıyoruz yani. Yolun yarısında Sirin'e -Sirin daha var mı? Duymuyor Sirin... Bir daha -Sirin daha varmı? Yine duymuyor... Anlıyorum , o duymasına duyuyorda benim sesim çıkmıyor-mus... Allahtan günes yakmasın diye yüzüme bembeyaz tabaka halinde günes kremi sürmüsüm, korkudan kireç gibi olan yüzüm bu vesile ile emniyet altında idi... Soranlara "günes kremi abi" o yüzden beyaz... diyebilirdim.. Simdi gerçeği siz ve ben biliyoruz. , Geçisin orta yerlerinde önümden bir ses -Allaha Emanet gidiyoruz valla? Diyor Tuncer. Bense Salavat getiriyorum.. Alla Hümma, salli alla..... Aklıma 99 depreminde Tanrıya inancı epeyce süpheli İranlı doktor arkadasım geliyor, o gür sesi ile deprem sırasında salavat getirmis ve bütün apartman hem depremden hemde bizim arkadasın bağırtısından öldüklerini sanıp uzun bir süre kendine gelememisti.. Korku böyle bir sey iste insanda radikal değisiklikler yapabiliyor... En son dönemeçte Sirin arkasına döndü bizi kayalarda mücadele ederken gördüğündeki yüz ifadesini unutamayacağım. Korku, endise, hüzün, suçluluk ne ararsanız vardı bu bakıslarda. Halbuki dağ arkadası idik onun geçtiği noktalardan bizde geçiyorduk, hata varsa bu hepimizindi sadece onun üstlenmesine gerek yoktu... Gerçekten çok zorlu bir yan geçisten sonra kendimizi emniyete alabildik, arkaya baktım ve ürperdim, iyiki hiç arkama bakmadan geçmisim rotayı, fotografını çektim bir daha bizim düstüğümüz hataya baskaları düsmesin diye, göreceli olarak kolay bir rota yanlıs rota yüzünden kabus haline gelmisti... Bundan sonraki tüm trans sorunsuz bir sekilde bitti. DKSK, Yıldırım ve Sunar tepe ayrımında Sirin ayağındaki nasırdan benimde ayakkabılarımdaki sorun nedeni ile günü 7 zirve ile kapatıp kampa döndük. Göreceli olarak daha iyi durumda olan Tuncer ise kalanlarıda yaparak günü 10 zirve ile tamamladı. Ertesi gün dinlenme günü.. Diyeceğim ama İnanmayacaksınız.... ... ... Bende inanmadım zaten, Ertesi gün Tuncer ile Sema tepe denedik... Yedigöl platosundan bakınca kuzey doğu tarafında en uçta görünen tepenin o olduğunu düsünmüstük, harita üzerindeki etüdlerimiz bize öyle göstermisti. Dağa ilk gidişimizin sebebleri farklı olsada başlangıç tarihi itibarı ile epey yıldır bu iş ile ilgileniyoruz... Eee akıl yasta değil basta demisler... Atasözü sasmadı, çıktığımız dağ isimsiz tepe imis ve geçit vermiyor Sema tepeye, haydaa in baba in platoya sonra Yasemin Geçidine kadar yürüyüp geçide varmadan tam diklemesine vurduk kayalara 2,3 bazen 4 derecelik yerlerden Sema Tepeye vardık, BDK manzarası müthisdi... Hemen hemen tüm vadileri böylece havadan görmüs olduk. Kampa vardığımızda Sevgili Sirin çorbamızı yapmıstı... Ertesi gün sabah kamp yükümüzü eseğe yükledik Emlere doğru tabanladık. Esek ve katırcıya epey fark atarak büyükgölden Emler zirveye 80dk'da vardık. Bes günlük irtifa konaklamasından sonra çok kolay gelmisti ve nerede ise terlememistik... Macera devam ediyor... Sirin batı sırt rotasında inip Kayacık zirvede yapalım dedi... Kırmadık Tabiki... İn Allah in... Çok inmisiz nerede ise Karayalak vadisine varmısız tekrar tırmandık kayacığa doğru. Kısa bir mola. Dönüs rotasında yanlıslıkla girdiğimiz vadi Sokullupınarın 100 metre ustune kadar getirdi inis ipli veya ipsiz imkansız bir hale geldi ve 1000 metrelik rakımı tekrar tırmanarak üst platoya çıkmak zorunda kaldık. İkinci denememizin yarısında yine yanlıs vadide olduğumuza karar vererek bir paralelindeki vadiye geçtik nihayetinde üçüncü denememizde karayalak mevkine yakın bir yerde ana patikaya inebildik saat 14:00 inmemiz gereken Sokullupınara vardığımızda artık bitme noktasında ve saat 19:30 olmustu... Mehmet ile birlikte alabalık tesisine gidip 30 balık aldık, Ramazan dolayısı ile kapalı olduğu için Mehmet evinde balıkların yarısını pisirtti, hayatımda yediğim en lezzetli balıktı, veya 6 günlük faaliyet sonucunda öyle hissettim... Saat 23:00'de uyuyakalmısız... Sabah erkenden Istanbul'a döndük. Yapılan zirveler: Kızılkaya : Tuncer, Selçok, Sirin Üç köşe sivrisi : Tuncer, Selçok, Sirin Direktas : Tuncer, Sirin h1 : Tuncer, Selçok, Sirin h2 : Tuncer, Selçok, Sirin h3 : Tuncer, Selçok, Sirin h4 : Tuncer, Selçok, Sirin Oksar : Tuncer, Selçok, Sirin Yıldırım : Tuncer Sunar : Tuncer Dksk : Tuncer İsimsiz : Tuncer, Selçok, Sirin Sema : Tuncer, Selçok, Emler : Tuncer, Selçok, Sirin Kayacık : Tuncer, Selçok, Sirin Teknik malzeme: direktas inis hariç (10 mtlik ip inis) teknik malzeme kullanılmadı. yürekten başkaJ) Soldan sağa: Selçok, Sirin, Tuncer
|
|
 |
|
 |
|
|