ANTI GRAVITATIONAL BELT (Temmuz 1999 - TAKOZ) Kanyonun sağ duvarında örümcek gibi görünüyordu. Yirmi metre kadar aşağıda serilmiş izleyenler ise çoğunlukla neşeli bir halde tırmanışın en zor hamlesini izliyorlardı. Mesut negatif eğimde bir an kararsız kalmıştı. Ayağındaki ince ayakabılar, kırmızı polytrilen mayosu ve belinde parlayan AGB'si dışında hiç bir şey taşımıyordu. İki elini açıp sert bir hamle yaptı, bir an kayayı yakaladı, ayakları boşlukta sallandı. Seyirciler nefeslerini tutmuşlardı. Mesut'un sıkı bir küfür savurduğunu duydular. Delikanlının elleri daha fazla ağırlığını taşıyamamıştı. Havada çakan ışığı gördüler, hepsinin içleri çekildi. Mesut hala küfrederek kayadan üç metre uzakta havada asılı duruyordu. "Çabuk in aşağı!" diye bağırdı birisi. Mesut yavaşça aşağı kaymaya başladı. O yaklaştıkça seyircilerin içlerindeki çekilme ve boşluk hissi daha fazla artıyordu. Yere konup, yumuşak bir şekilde çimenin üzerine yıkıldı. Seyircilerin arasında olan Mine Azal ona yaklaşmaya çalıştı ancak Mesut'un yakınında havada uçuşan tozların yanına gelince dengesini kaybedip o da düştü. Biraz ilerde gençlerin neşesine katılmamakta ısrarlı iki yaşlı adam sırt çantalarının ağırlığına aldırmadan dimdik durup eleştirici gözlerle seyrediyorlardı. Bu arada Mesut yeniden dengesini bulmuş, seyircilerin içlerindeki çekilme hissi de tamamen ortadan kalkmıştı. Delikanlı "Gene beceremedim." Diyebildi. İki yaşlı dağcı yavaşça yanlarına geldiler. Gençler onları gayet iyi tanıyordu. Geçen asrın sonlarında bu kayalarda inanılmaz tırmanışlar yapmışlardı. Kırk yıl öncesi gibi olmasa da hala tırmanmaya devam ediyorlardı. Söze biraz daha uzun boylu olanı başladı. - Delikanlı! Bu sizin yaptığınıza kaya tırmanışı denmez. Mesut kendini toparlamış ve ayağa kalkmıştı. - Nedenmiş o? Yaşlılar sırtçantalarından sarkan tırmanış ipleriyle son derece demode görünüyorlardı. "Çünkü..." diyebildiler, sonra da devam ettiler: - Çünkü yer çekimini durduran bu gülünç kuşaklarınızla, kaya tırmanmıyor, soytarılık yapıyorsunuz. Yaşlıların sözünü ettikleri AGB kuşakları, ingilizce adıyla "Anti-Gravitational-Belt", türkçe deyişle de "Yerçekimi Karşıtı Kuşaklar" bir süredir ortalıktaydılar. İnsanların asırlardır süren, yerçekimini yenme hayallerini kısmen de olsa gerçekleştirmişlerdi. Henüz çok önemli uygulamaları yoktu ama aniden yarattıkları "karşı-çekim alanı" sayesinde insan boyutundaki küçük ağırlıkları on saniye kadar havada tutabiliyorlardı. Bu özellikleri sayesinde kaya tırmanışçıları tarafından kullanılmaya başlamışlardı. Çalışması çok basitti. Bir düşme anında cihaz devreye giriyor ve yakın çevresindeki çok ağır olmayan maddelerin on saniye kadar havada asılı kalmasını sağlıyordu. Ancak böyle bir alan oluştuğunda etkisi 100 metre öteden bile hissediliyordu. Mesut sinirine hakim olmaya çalışıyor ama gene de yaptıklarını savunma ihtiyacı duyuyordu. - Yanılıyorsunuz. Bu AGB'ler sadece emniyet için varlar. Tıpkı sizin eskiden yukardan emniyetli kaya tırmanmanız gibi. Sadece düşersek devreye giriyorlar. - Ama lider tırmanışı yaparken biz bambaşka duygular yaşardık. Sadece tırmanışı yapabilmek değil, tüm o emniyet sistemlerini kurabilmek, onların arasındaki risk faktörlerini hesap edebilmek ve tüm bu beceriye sahip olabilmek de önemliydi. Şimdiyse lider tırmanmaktan söz etmek mümkün değil, herkes sanki yukardan emniyetli tırmanıyor. Mesut iyice sinirleniyordu. - Ne yani! İplerin ve o saçma sapan metal ıvır zıvırın kullanılması başlı başına bir amaç mıydı yani? - Hayır ama onların kullanılması da bambaşka bir spordu. Düşünsene, çok zor bir hamleyi yapmak üzeresin, tek elle kayaya asılırken, diğer elinle yanındaki takozlardan en doğrusunu seçecek, kayaya yerleştirecek ve ipini geçireceksin. Bunu yapabilmek başlıbaşına bir spor. Şimdi sizin yaptığınız ise sadece kaya da yükselmek. Tüm bu uğraşlardan alınan zevkin hiç birinin hissedemiyorsunuz. Yaşlılar yavaşça yere çöktüler. Diğer gençlerle birlikte kabaca bir halka oluşturmuşlardı. Mesut sadece 17 yaşındaydı. İki yıldır tırmanış yapıyordu ve AGB'den önceki tırmanış dünyasını hiç yaşamamıştı. Yaşlılar ise yetmişlerine merdiven dayamış Hakkı ile Recep'tiler - Hakkı Abi! Siz o malzemelernizi kullanmayı çok seviyor olabilirsiniz ama çaktığınız boltlarla, sikkelerle kayalara zarar veriyordunuz. Biz şimdi AGB'ler sayesinde doğaya en ufak bir müdahele etmeden yükseliyoruz. Hiç bir şeye zararımız yok. Hakkı Yeralan elli yıldır aktif olarak tırmanıyordu ve hiç bu kadar canının sıkıldığını hatırlamıyordu. - Evladım, sadece bu değil başka bir şeyle de var. Elini çantasına atıp, artık sadece meraklıları için üretilen dağ ipini çıkardı. - Bu ipler sadece teknik emniyete yaramıyordu. Aynı zamanda bir dağcıyı, en zor anlarda diğerine bağlayan bir yaşam bağıydılar. İp arkadaşlığı çok önemli ve çok kutsal bir kavramdı. Sizin artık ipe ihtiyacınız yok. Şimdi her şeyi tek başınıza yaşıyorsunuz. Bu kadar bireyci olmanın nesi güzel olabilir ki? Mesut omuzlarını silkti. - Dağcılık tarihi, ip arkadaşlarının beceriksizlikleri yüzünden ölen dağcılarla dolu. Bizim artık öyle bir korkumuz yok. Her yaptığımızdan sadece kendimiz sorumluyuz. Bu da benim çok hoşuma gidiyor. İşin dostluk tarafına gelirsek de... İşte görüyorsunuz hepimiz buradayız ve çok da iyi dostuz. Hakkı Yeralan düşünceli düşünceli bakmaya başlamıştı. Sesi artık kızgın değildi. - Peki evladım, kayaya tırmanırken düşebileceğini, yaralanabileceğini, hatta ölebileceğini hiç düşünüyor musun? Mesut bir an durup kendisine yöneltilen sorunun ciddi mi yoksa dalga geçmek için mi olduğunu anlamaya çalıştı. Bu kadar saçma bir soruyla karşılaşmayı hiç beklememişti. - Hakkı abi, nasıl böyle bir şey düşünebilirim ki? En küçük bir tehlike bile yok. Yoksa, siz ölüm korkusundan keyif aldığınızı mı söyleyeceksiniz? Eğer böyleyse sizin ki tamamen sapıkça bir yaklaşım... Hakkı Yeralan bir an karşısındaki torunu yaşındaki gence baktı sonra gözleri uzaklara dalıp, çıktığı rotalardaki inanılmaz adrenalini düşündü. Tırmanış bittiğinde üzerinden geçen sıcak duşu ve rahatlamayı hatırladı. Tırmanışın getirdiği dirilişi, sevinci, gururu bu çocuklara nasıl anlatabilecekti ki?.. Ölüm ve yaşam insanların en temel içgüdülerindendi. Ölümü hissetmeyen yaşamı nasıl anlayabilecekti? Onların zamanında kaya tırmanışçıları bunları iliklerine kadar duyabiliyorlardı. Şimdiyse kayalar her hangi bir jimnastik aletinden farklı değillerdi. Sessizce ayağa kalktı. Partneri Recep'te onu izledi. Çantalarını alıp biraz ilerdeki geniş bir çatlağın altına gittiler. Gençler heyecan içinde iki yaşlı arkadaşı izliyorlardı. Emniyet kemerlerini, eski usul friction ayakkabılarını ve kasklarını giydiler. Hakkı çantasından bir demet şıngırdayan ıvır zıvır çıkardı. Gençler yavaşça yaklaştılar. Hep duymuşlar ama bu aletleri yakından hiç görmemişlerdi. Hepsini tek tek kemerinin yanına yerleştirdi. Sonra ipini bağladı. Yarım asırlık partnerine hafif bir baş işareti yaptı. Onca yıldan sonra fazla konuşmaları gerekmiyordu. Yavaşça kayaya girdi. Üç metre yükselip ilk takozu yerleştirdi. - Hakkı abi! Benim AGB'yi alsaydın. Delikanlı kesinlikle dalga geçmek ya da küçüksemek için söylemiyordu. Gerçekten endişelenmişti. Hakkı Yeralan dönüp aşağı baktı sonra gülümseyerek tırmanışına devam etti.
|