|
ARAMA VE KURTARMA ETKİNLİKLERİNDE OLUŞAN STRES VE STRESLE BAŞAÇIKMA
Gıyasettin Demirhan
Alanım her ne kadar psikiyatri ya da psikoloji değilse de uzun yıllardan bu yana dağcılık başta olmak üzere birçok doğa sporu ile uğraştığımdan dolayı arama ve kurtarma etkinliklerinde birçok kişinin ne denli stresle karşılaştığını bilirim. Bu nedenle konu uzmanlarından da özür dileyerek arama ve kurtarma etkinliklerinde karşılaşılan stres ve stresle başaçıkma konusunda yazma gereksinimi duydum. Korku, kaygı ve stres hakkında bir sporbilimci, eğitimbilimci, doğa sporcusu, geçmişte birçok arama-kurtarma etkinliğine katılmış ve arama-kurtarma konusunda bir kitap yazmış birisi kadar bilgim vardır. Bazen insan, ihtiyaç olan ve yazılmayanı yazmak ister. Bu yazı da onlardan birisi işte! Umarım deneyimlerim ve konu özelindeki alanyazından edindiğim bilgiler yol gösterici olur.
Stres ve kaygı
Bir etkinlikteki stresten söz ederken kaygıdan da söz etmek gerekir. Bu bağlamda stres ve kaygı, duygusal ve düşünsel etmenlerin başında gelir. Anshel ve diğerleri (1991) kaygıyı, “Tehdidin algılanması ve artan fizyolojik uyarılmışlıkla birlikte meydana gelen öznel gerginlik hissi” olarak ele alırlar. Kaygı, o andaki korku, endişe ve gerginlikle özellenen durumluk ve kişilik özelliği olarak yansıyan sürekli kaygı olarak sınıflanır (Spielberger, 1989). Stres ise Sanderson (1989) tarafından “Gereksinimlerin karşılanmasını tehdit eden durumun algılanması” şeklinde tanımlanmaktadır. Eğer stres oluşturucu tehlikeli ya da tehdit edici olarak algılanıyorsa kaygı ortaya çıkar. Stres oluşturucunun tehdit edici olarak değerlendirilip değerlendirilmediğine dikkat etmek önemlidir. Aynı uyaran, bir birey tarafından tehdit, bir diğeri tarafından mücadele, bir başkası tarafından da ilgisiz olarak görülebilir. Stres süreci sonunda heyecansal tepki olarak meydana gelen kaygı; öznel, bilinçli olarak yaşanan gerginlik, korku, sinirlilik ve endişe duygularını, yüksek uyarılmışlık veya otonom sinir sisteminin etkinliğini kapsar. Algılanan tehdit, kaygı şiddetinin belirleyicisidir. Stres, insanların sıradışı durumlara gösterdikleri tepkidir. Ortada iyi ya da kötü bir durum yoktur ama düşünce vardır. Stresin ana kaynağı o düşüncedir. Çevresel etki ya da istek algılandığında stres tepkisi oluşur ve davranışsal boyut ortaya çıkar.
Olumlu bir tepki olarak stres
Yaşamın her aşamasında değişik durumlarla karşılaşır, yaşam çeşitliliği içerisinde değişik etkinliklere katılırız. Bu etkinlikler bazen zorunlu bazen de gönüllüdür. Örneğin, yaşamı sürdürmek için çalışmak gereklidir çünkü bu bir zorunluluktur. Yüzmek, dans etmek, müzik aleti çalmak, dağcılık yapmak ya da arama ve kurtarma etkinliklerine katılmak ise gönüllü olarak yaptığımız işlerdir. Yaşam bütünlüğü içerisinde insan bazen yaptığı işten sıkılır, yaşamının tekdüze hale geldiğini hisseder ya da yaşamına yeni renkler ve fantaziler katmayı dener. Buradan hareketle, sıkılmayı önlemek, tekdüzelikten kurtulmak, başkalarına yardım etmek ya da farklı bir işe girişme gereksinimi duyarız. Bu gereksinim ve dürtü bizi uçmaya, dağlara tırmanmaya, akarsuları geçmeye, mağaralara girmeye ya da arama ve kurtarma etkinliklerine katılmaya yönlendirir. Adıgeçen ve benzeri etkinlikler; yeni açılımlar sağlar, heyecan yaratır, tehlike yaratır ve bizi riskle karşı karşıya bırakır. Bunlar bazen bizleri kaygılandırır ve strese sokar. Stresin daima bizimle birlikte olduğu söylenir. Ancak, duruma bağlı olarak yoğunluğu değişebilir. Stres çoğu zaman insanları olumsuz etkilerken bazen de motivasyon kaynağı haline gelebilir (Rowshan, 2000).
Stres niçin ve hangi durumlarda oluşur? Belirtileri nelerdir?
Doğada spor yapan ve arama-kurtarma etkinliklerine katılanların vücutlarının karşılaştıkları başlıca değişiklikler; korku, kaygı, stres, panik ve olumsuz tutum gibi düşünsel ve duygusal etmenler; vücut ısısında düşme, hareket ve koordinasyon becerilerini azaltan ya da çok zor bir yerde ortaya çıkan yaralanma, enfeksiyon, hastalık, aşırı sıcak gibi fiziksel etmenler ve felaketler gibi doğal etmenlerdir. Fiziksel etmenleri saptamak, yorumlamak ve çözüm yolu önermek daha kolaydır. Doğal nedenlerin sonuçları zaten çok belirgindir. Duygusal ve düşünsel etmenlerin saptanması ise daha zordur.
Kontrolde olma gereksinimi, mükemmelliyetcilik, saplantı, sürekli endişe, aynı işi sürekli yapma zorunluluğu, içsel zorlamanın yarattığı yüksek düzeyde güdülenme, işe uyum sorunu, yüksek düzeyde uyarı gereksinimi, hoşnutluğa duyulan gereksinim, kolay sıkılma, risk alma, adanma, gereksinimi olanların gereksinimlerini giderme isteği ve yardım isteğine "hayır" diyememe, arama ve kurtarma etkinliklerindeki stresin önemli nedenlerindendir (Neudeck, 2000). Stres olaylarının çoğu anlaşmazlık, gecikme ve felaket gibi sürekli oluşan durumlar sonucu ortaya çıkar. Bu durumları unutmamak da biz de kaygı yaratan bir etmen olabilir. Güvenliğimiz tehdit altında olduğunda savunma mekanizmamız çalışmaya başlar, adrenalin pompalanır, göze daha çok ışık girip daha iyi görmemiz için gözbebeklerimiz büyür, midemize ağız salgılarımızın gitmemesi için ağzımız kurur, bunun sonucu olarak mide ve bağırsaklarımızdaki kan, doğrudan beynimize ve kaslarımıza gider ve midemizde kelebekler uçuşur, harekete geçmemize hazırlık olarak boyun ve omuz kaslarımız gerilir, kaslarımıza daha fazla oksijen gitmesini sağlamak için nefes alışımız sıklaşır, kalp atışımız hızlanır ve bu sayede vücudun birçok bölgesine daha çok yakıt ve oksijen taşınır, vücut ısısının normale dönmesini sağlamak için daha çok terleriz, karaciğerimiz kaslarımıza ani bir enerji akımı sağlamak için glikoz salgılar, kanı koyulaştırmak için dalağımız depo etmiş olduğu kan hücrelerini serbest bırakır ve kan dolaşımına kimyasal maddeler salgılar, bu durum kanın daha kolay pıhtılaşmasını sağlar ve vücudun dayanıklılığını artırır. Diğer yandan, korku ve ağlama gibi zayıflık belirtileri başlar, dayanma gücü azalır (Cooper ve diğerleri, 1999; Neudeck, 2000; Rowshan, 2000 ).
Stresli ve kaygılı olmanın varolan problemi çözmediğini ya da bir işi başarmanın yolu olmadığını biliriz ama ondan da vazgeçemeyiz. Örneğin;
“Uzun duvar tırmanışında önderin taşıdığı sikke 20 metreden aşağıya ok gibi düşer ve birisinin kafasına çarparsa, ormanda yürüyüş yaparken karşınıza aniden iki ayı çıkarsa, tur kayağı yaparken iki metre ötenizden aniden çığ düşerse, uzun bir yürüyüşten sonra ana kampa dönme zamanı daralır, bununla birlikte sis ve karanlık çökerse, yağışlı bir günde yoğun yıldırım düşerse, engebeli bir arazide düşerseniz ya da malzemenizi düşürürseniz”stresle karşı karşıya kalabilirsiniz.
Ya da;
“Güneşli bir temmuz sabahı Ağrı Dağına tırmandığınızı düşünün. Sabah 03’te kalktınız, güzel bir kahvaltı ve hazırlıktan sonra tırmanışa başladınız. Herşey çok güzel gidiyor. Buzul bölgesine geldiğinizde krampon giydiniz. İp hattı da kurdunuz. Kısa sürede yan geçişi tamamlayarak platoya ulaştınız. Saat 07 oldu. Doruk çok yakın. Fakat oda ne ! Pırıl pırıl olan dorukta bir anda bulut belirdi. Bir bulutta sorun yok deyip devam ettiniz. Ama sayı çoğaldı. Bir, iki, üç ve birleşmeler... 10-15 dakika içerisinde doruk iyice kapandı ve görünmez oldu. Derken güneşi de kaybettiniz. Rüzgar başladı. Doruğa ulaşmanıza 100 metre var. Hafif rüzgarla sorun çıkmaz ama beş dakika sonra sendelemeye başladınız. Bu, fırtına demek. Grupta 12 kişi var. Siz ve bir arkadaşınız önderlik yapıyorsunuz. Siz önde, arkadaşınız arkada. Kurtarma malzemelerinin büyük bir bölümü arkadaşınızda. Telsizler sizde. – “Doruktan ana kampa, doruktan ana kampa, şeklinde anons yaptınız. Kısa bir tepkiden sonra iletişim koptu. Telsizler de çalışmıyor. Mevsim yaz olduğu için giysiler biraz ince. Hava iyice soğumaya başladı. Rüzgar da denge bozuyor. Geriye dönüş için karar aldınız. Yan geçişe gelene kadar bağımsız ama sıralı, yan geçişte ipe bağlı yürünecek. Uyarılara karşın iki kişi gruptan koparak hızlandılar. Panik yok. Uyardınız ama dinleyen olmadı. Daha sonra bir kişi daha onlara yaklaştı. Diğer 10 kişi birlikteler. Onları yavaşlatma çabası ile hızlandınız. Ama yakalayamadınız. Yan geçişe ulaşıldığında öndeki iki kişi bağımsız olarak geçişe başlamışlardı bile. Oysa bir gün önce geriye dönüşün zorluğunu tartışıp gerekli uyarıları da yapmıştınız. Derken bir kayma oldu. Kayan kişi son derece yetenekli, kazması da var, kazmayı kullanmaya çalışıyor ama buzul daha üstün çıktı. Biraz sonra gözden kayboldu. Önde ve arkada feryatlar yükseldi. Üç kişi ilk defa yüksek irtifayla tanıştıkları için daha heyecanlılar. Durum şu anda daha zor...“"
İşte bu ve benzeri durum ve olaylar strese neden olduğundan, gelişen olaylara ilişkin durumu değiştiremeyiz. Oysa, düşüncelerimizi ve tepkilerimizi kontrol altında tutup, stresi olumlu düşünceye çevirmeliyiz. Eğer stresle başaçıkmayı başaramaz isek; mide bulantısı, kabızlık, ishal, kulak çınlaması, göğüs ağrısı, kas spazmı, kas gerilmesi, ellerin ve ayakların buz kesilmesi, deri hastalığı, ayak, dudak ve el titremesi ya da üşüme, nefes alma ve kalp atım sayısında artış, gözbebeğinde büyüme, sık idrar yapma, sık adet görme, uyku sorunu, boğaz ve ağız kuruluğu, kekeleme, ses tonunda yükselme ve azalma, yorgunluk/bitkinlik, ani kilo değişmesi, baş ağrısı, el ve ayak parmaklarında hissizlik, seks isteğinin kaybolması, diş gıcırdatma, el ve ayak parmaklarını aşırı oynatma, tırnak yeme, alkol ve sigara içiminde artış, hazımsızlık, allerjiler, başını devamlı öne eğme, ülser, aşırı terleme, sinirsel tikler, düzensiz aralıklarla yemek yeme, nefes kesikliği, baş dönmesi, bayılma, kekeleme gibi fiziksel; düşünce veetkinlikte değişiklik, kuşkulu davranma, ilişkiyi kesme ve azaltma gibi diğer kişilerle etkileşim ve iletişimde değişiklik, yeme miktarında artış veya azalış, sigara ve içkide artış veya azalış, çevreye karşı aşırı tetikte olma, aşırı mutluluk veya durgunluk hali, diğer insanlardan soyutlanmak, acı duyma ve gücenme, ben merkezli olma, yalnızlık, geriye çekilme, toleranslı olmama, insanlarla ilişki kuramama ve insanlara sıkıntı verme gibi toplumsal; önceden planlanan endişe, yadsıma, yalanlama, korku, kabahat, suç, acı, dert, keder, depresyon, soğukluk, ümitsizlik, boşluk hissetme, affetmeyip kin duyma, yaşamın anlamını kaybetme, bunalım hissi, şüphe hissi, terkedilmişlik hissi, can sıkıntısı, ölmeyi veya saklanmayı isteme, sık sık kabus görme, aşırı ağlama, sakinleşememe, öfke, sinirlilik, alınganlık, heyecan duymama, hastalık kuruntusu, kazazedeyle kendisini bir tutma gibi duygusal; şaşkınlık, düzensizlik, dikkat süresinde düşme, hafıza sorunları yaşama, kötü konsantre olma, mantıklı düşünmeye engel olma, sorumluluk ve suçluluk duyma, karar vermede güçlük çekme, can sıkıntısı, devamlı olumsuz ve bencilce konuşmalar yapma, karamsarlık, korku, intihar etme düşüncesi, iritasyon ve düşmanlık, erken evrede konuşkanlık sonra suskunluk, gülme ve ağlamaklı histeriklik, panik ve hayal kurma gibi zihinsel belirtiler ortaya çıkar.
Stresin istenmeyen etkileri ile başaçıkma veya kontrol sağlama becerisi kazanma
Bazen stresin önüne geçemeyebiliriz. Ancak, ortamı kontrol ederek kendimizden kaynaklanan stresi azaltabiliriz. Hep söyleniriz ya da düşünürüz; Neden bu beni buldu?, Ne kötü şans ! Abartılı olacak ama bu, iş yaşamında ve normal yaşamdaki - dedikodu, çekememe, ekip olamama, empati kuramama-nın neden olduğuboşa zaman harcama gibidir. Bir olayın sizi bulması ya da şans,doğadan ve insanlardan kaynaklanır. Doğayı kontrol altında tutamazsınız ama davranışlarını öğrenip ona göre hareket edebilirsiniz. Bu, sizin nitelikleriniz arasında yer almalıdır. Asla nitelikleriniz hakkında kendinizi şüpheye düşürecek soru sormamalısınız. Bu nedenle öncelikle, bu duruma nasıl gelindiği, durumun ne olduğu ve bu durumdan nasıl çıkılacağı konusu üzerinde düşünmek gerekir. Öyleyse, stresli olduğunuzda; “ Derin nefes alın, nasıl hareket etmeniz gerektiğini ve durumu değerlendirin, duygusal egzersiz yapın, 10’a kadar sayın, paniği azaltana kadar moralinizi bozmayın, uzun bir yürüyüş yapın ve dönünce tekrar kendinizi değerlendirin.” (Graham, 1997). Yine Graham’ın belirttiğine göre, arama-kurtarma ve güvenlik alanında çalışmalar yapan Tim Auger’in basit ve anlaşılır davranışları bizlere bu konuda yardımcı olabilir:
“Büyük bir kurtarma etkinliğinden önce gerginlik oluşursa kahve bardağımı temizlerim. Eskiden, bir iki sigara içmeyi de düşünürdüm. Fakat şimdi büyük bir organizasyon öncesinde odamdaki masayı temizlemek için birkaç dakikamı ayırırım. Sonra, listemi kontrol ederim, plan yaparım ve kafamı toparlarım. Çevremdekiler de beni böyle bilirler. İnsanlar bana, - Tim bugün oldukça sevimli olmalı, dört bardak temizledi, derler. ”
A.B.D.’de eğitim çalışmaları yapan National Outdoor Leadership School’un kurucusu Paul Petzoldtda konuya ilişkin olarak şu önerilerde bulunmaktadır (Graham, 1997):
“Kendimi stresli hissedersem, severek yapacağım bir iş bulurum ve yaparım. Eğer stress bazı anlaşmazlıklara neden olursa, bunlara arkamı dönerim. Asla derin düşüncelere dalmam....................„ Bu mesaj vurdumduymazlık anlamında anlaşılmamalı, kendini kontrol etmenin önemi, moral bozukluğu ve çatışmanın işe yaramayacağı şeklinde anlaşılmalıdır.
Yazar ve doğa sporcusu olan Laura Evans’da konuya ilişkin olarak şunları söylemektedir (Graham, 1997):
“Stresli olduğum zaman yürüyüşe çıkarım, çiçeklere bakarım, rüzgarın sesini dinlerim. Doğal alanlarda kendimden geçerim. Dağda herhangi bir sorun olduğunda, yavaş davranırım ve tercihimi sınarım. Sonra, almak istediğim kararlar konusunda dikkatlice ve adım adım düşünürüm. Takımın mümkün olduğunca sakin olmasını sağlarım ve olacaklar hakkındaki çalışmaları düzenlerim. İnsanları yatıştırıcı konuşmalar yaparım ve onlara dokunurum. „
Bu açıklama ve önerilerin yanında arama ve kurtarma elemanları kendi davranışları ile ekipteki davranışları gözleyerek bazı yargılara varabilirler. Ancak bu yargılara ulaşmak ve davranış geliştirmek, stres oluşturan bir ortamda ve sonrasında pek de kolay olmayacaktır. Bu nedenle, basit de olsa, bazı hareket tarzlarını bilmek yararlı olabilir. Bunlar şu şekilde özetlenebilir (Cooper ve diğerleri, 1999; Graham, 1997; Neudeck, 2000):
Stresi azaltma ve stresten kurtulmada yapılacak ilk iş doğal olarak bu tür olaylar üzerinde çalışmış psikolog ve psikiyatr’dan yardım almaktır. Çözümü ertelemek yeni sorunlara yol açabilir. Ancak, birçok tedavide olduğu gibi bu konuda da insanın kendisinin hekimi olması çözüme katkı sağlayabilir
Zaman zaman stresin önüne geçmenin zor olduğu düşünülebilir ama stres yaratan durumlardan kaçınılabilir. Stresle başbaşa iseniz, paniğe kapılmayın. Kendinizi geliştirme programı ile de bazı sorunları çözebilirsiniz. Öncelikle, Neredeyim ? Nereye gitmek istiyorum ? ve Oraya nasıl gidebilirim ? sorularının yanıtlanması gerekir. Yani stresi yönetmek gerekir. Bu da, belirtileri gibi zihinsel, duygusal, toplumsal ve fiziksel boyutlarda gerçekleşebilir. Diğer yandan; olumlu düşünmek, strese neden olan düşünceleri hafızadan silmeye çalışmak, ortam değiştirmek, olaylara olumlu tepki vermek, inançlı olmak, affetmek, sevgiyi çoğaltmak, normal stres tepkilerini anlamak, konuya ilişkin olarak kendinin ve başkalarının sorunlarını dinlememek, egzersizle ve düşünsel olarak gevşeme ortamı yaratmak, yürüyüş yapmak, masaj yaptırmak, düzenli egzersiz yapmak, düzenli sağlık kontrolünden geçmek, gülme egzersizleri yapmak, can sıkıcı ortam ve olaylardan uzak kalmak, geleceği planlayıp hazırlık yapmak ve gelecek için hedef koymak ve onu düşünmek, zamanı iyi yönetmek, malzeme gereksinimini gidermek, zararlı alışkanlıkları değiştirmek, her krizden öğrenilenleri gelecekteki krizi aşmada kullanmak, benzer stres durumlarıyla karşılaşıp stresi yenme çalışmaları yapanlarla iletişim kurmak, karşındakini anlamak, açık ve dostça iletişim kurmak, planları uygulamaya koymak için cesaret toplayıp harekete geçmek, olumlu düşünmek, başkalarını azarlamamak, kolay işlerde çalışmak, insanın uzun süre dayanma gücü olduğuna inanmak, vücuda her yönü ile enerji sağlamak, yavaş konuşmak, yavaş yemek yemek ve yorgunluktan kaçınmak stresi ortadan kaldırmada işe yarayabilir.
Sonuçta, bir tırmanış ya da arama ve kurtarma etkinliğinde sizi korkutan ve kaygılandıran bir durumla karşı karşıya kalıp strese girildiğinde, öncelikle olumsuzluğu durdurup, gereksinim varsa yardım istemek gerekir. Konuya uyum sağlayıp, “Hava kötü; fırtına, aşırı soğuk ya da sıcak, koşullar kötü, bir sürü engel var, ortam sinir bozuyor, üstelik bunlara başarısızlık, kaza ve benzerleri de eklendi“ şeklinde durumları sahiplenip arkadaş olmak yerine, “Bunların üstesinden gelmenin yolları olmalı„ şeklindeki bir düşünce, işi kolaylaştırmanın bir adımı olabilir. Durumu analiz edip, yavaş yavaş ve olumlu düşünmek ikinci adımdır. Daha sonra durumu dikkatli gözleyip harekete ilişkin plan yapmak gerekir.
Stresi az etkinlikler dileğiyle...
Kaynakça
· Anshel, M.H., Freedson, P., Hamill, J., Haywood, K., Horvat, M. & Plowman,S. (1991). Dictionary of The Sport and Exercise Sciences. Champaign: Human Kinetics Books.
· Cooper, D.C., La Valla P.R. & Stoffel, R. (1999). Search and Rescue Fundementals. Basic Skills and Knowledege to Perform Wilderness, Inland, search and rescue. Ohio: NationalRescue Consultants.
· Graham, J. (1997). Outdoor Leathership. Seattle: The Mountaineers.
· Neudeck, M.D. (2000). A practical approach to SAR stress management. NASAR, INC.
· Rowshan, A. (2000). Stres Yönetimi. İstanbul: Sistem Yayıncılık.
· Sanderson, F.H. (1989). Analysis of anxiety levels in sport. In D. Hackfort, C.D. Spielberger (Edts.), Anxiety in Sports: An International Perspective (sf. 39-52), New York: Hemisphere Publishing Corporation.
· Spielberger, C.D. (1989). Stress and anxiety in sports. In D. Hackfort, C.D. Spielberger (Edts.), Anxiety in Sports: An International Perspective (sf. 3-17), New York: Hemisphere Publishing Corporation.
|
|