|
Küçük Demirkazık Güneydoğu (Klasik Rota ) Tırmanışı
Tarih : 19-20.02.2010
Ekip: Yücel Bağatur, Burak Serter
Hava: Kapalı bulutlu
Kullanılan malzeme: 8mm.*60m. dry ip ,sikke, kazma , 13 stopper , 10 ekspres
bol perlon bant ve yardımcı ip, 4 friend
Üçüncü denememizdi bu hiç başlamadan biten ya da kilit etapta geri dönülen denemelerden sonra bu kez olsun diyorduk.
Otobüs Bor otogarına yanaştığında inceden bir yağmurda başlamıştı.
Daha önce hiç yağmur yağarken girmemiştim Niğde’ye hep iyi havada gelip kötü havada dönmüştük ya da kaçmıştık.
Burak Niğde otogarında beni bekliyordu. Zaman kaybetmemek için taksi tutarak gidecektik Çamardı‘na . Otogarda bolca tost yiyip su içtik. Termoslara sıcak su alıp son kez medeniyet tuvaletine gittik. Erdem sahibi tuvalet görevlisi ile almanca ve İngilizce sohbetten! Sonra taksiye binip Çamardı’na doğru yola çıktık. Salim abi sapakta karşıladı bizi yağmurda kara dönüşmüştü. Dağ evinin önünde üzerimizi değiştirip Salim abiye emanet ettik.
Traktörün çıkabildiği son noktaya kadar gittik. Çantaları yüklenip Arpalık’a yürümeye başladık kar durmuştu Yılbaşına göre sadece kulvarlarda kar vardı.
Arpalık’ ta su içme molası verdik, termoslardaki suyu azaltmamak için. Bazen diz boyu bazen de sert karda yürüyerek Apışkar girişine geldiğimizde yılbaşında yaptığımız denemeye göre güneybatı yüzünde daha fazla kar olduğunu gördük ancak vadinin tabanında kar azdı. Hafiften kar yağmaya başladı rotaya girmeyelim dedik. Bivak için uygun bir yer aramaya başladık kar yağışı artmıştı. Sığınacak bir yer bulmalıydık. Güney yüzünde 50 m. kadar yukarıda küçük bir kovuk dikkatimizi çekti hem kar yağışı durursa buradan direk rotaya girecektik. İçeri doğru daralan 2–3 kişiyi alabilecek bir kovuktu. Yerdeki izlere bakılırsa dağ keçileride kullanıyordu burayı.
Tek matımızı ipleri ve de çantaları altımıza serdik. Sıcak bir şeyler içmek için termoslardaki sıcak suya toz içecek katıp 1 litre kadar içtik ve sandviçlerimizi yedik.
Bu sırada sürekli kovuğun üzerinden kar akıyordu! Adeta şelale gibi tüm yüzeyin karı sanki bizim kovuğun üzerinden aşağı düşüyordu. Tam bu sırada büyük bir gürültü duyduk yakınımızda büyük bir çığ düşmüştü. Durum ümitsizdi birde izin almıştık üstelik iki günde bitiremeyiz diye. Sabah ola hayrola deyip uyuduk. Gece bir ara uyanıp gökyüzüne baktık hava açıktı yıldızlar görünüyordu. Saatimiz 4.00 a kurulu idi uyandık. 7.30 da vadi tabanında idik.
Hava yine kapanmıştı dönelim bari diye düşünmeye başlamıştık. Aklımızda sadece g.batı rotası vardı. Aşağı vadiye inip orada bir daha düşünelim deyip kahvaltıdan sonra toplandık. Çığ tabaka halinde Apışkar’ın dik yerinde güneybatıya bakan bir yamaçtan düşmüştü herhalde kulvarlardan akan kar tetikledi.
“Neden klasik rotayı denemiyoruz vaktimizde var hem”!
Güzel fikirdi yürümeye başladık böylece bir ara ayaklarımız üşümeye başladı. Sıvı eksikliğine bağlayıp bir termosu tamamen içtik. Biraz sonra ısınmaya başladık.
Vadinin dik yerini geçmiş ardımızda bırakmıştık. Şimdi güneydoğu bacasına doğru dik kar etaplarını tırmanmak kalmıştı.
1 saat sonra bacayı oluşturan yelken kayanın tabanında idik bacanın dik yerine kadar kar vardı. Derin karda biraz tırmandıktan sonra Burak’ın emniyetinde ipe girdim. İlk birkaç adımdan sonra kar batak bir haç aldı belime kadar batıyordum. Tırmanmaya çalıştıkça kopan kar yığınları aşağıda emniyetimi alan Burak’ın üzerine düşüyordu. Zaten soğukta hareketsiz durmaktan üşümeye başlamıştı.
Dik bacanın tabanındaki babadan istasyon kurup Burak ‘ın emniyetini aldım. Yorulmuştum devam edecek durumda değildim 15 m.lik yeri 20 dakikada geçmiştim.
Ortağım 5 dakika sonra yanımda idi. Üstten emniyetli tırmanmanın dayanılmaz hafifliği bu işte.
Daha önce ikimizde bir kez tırmanmıştık bu bacayı ama yazın. Oysa şimdi kıştı ve bütün tutamaklar toz karla kaplı idi.
Üstelik sert tabanlı dağ botları vardı ayağımızda.Burak emniyet malzemelerini alıp bacaya girdi. Yavaş yavaş ilerlerken durdu elleri çok üşümüştü ve hamle yapmak için tutamak bulamıyordu. Eldivenlerini çıkarıp" gelebilirim dikkat et"dedi.Ama gelmedi gitti, inanılmaz bir çaba harcamıştı. Burak emniyetimi alıp gelmemi söylediğinde çantamı çıkarıp bıraktım, dönüşte almak üzere tırmanmaya başladım
Bacayı tırmanmıştık ama tırmanış bitmemişti. Sonraki ip boylarını değişerek zirveye kadar ipten çıkmadık. Sırta çıktığımızda hava bir ara açıldı ama sonra yine kapadı.
Son ip boyunu çıkan Burak ‘ın işareti ile tırmanmaya başladım. Burak yerde oturmuş emniyetimi alıyordu işte metal kutu yine oradaydı ama zirveye açık havada çıkanlara eşlik eden bdk kuzey duvarı manzarası yoktu. Olsun manzarasızda olsa bizim için burada olmaktı amaç.
Birkaç fotoğraf çektikten sonra süratle inişe geçtik rüzgâr artmaya başlamıştı. Hava tahminlerinde bdk zirvede saatte 100 km. yi bulan bir rüzgârdan bahsediyordu. Yakalanmak istemiyorduk. Zirve sırtındaki bir babaya ipi dolayarak 20m. lik ilk inişi yaparak doğu bacasının sonunu oluşturan sırta ulaştık.
İpe tekrar girip bacaya doğru inen dik kulvarın üstüne vardık burada baba çevresine dolanan yeşil renkli perlonun üzerindeki kilitsiz karabinaya ipi geçirip 30 m. lik iniş yaptık. İpimiz bacaya kadar yetmediği için bir sikke çaktık kulvarın bitmişti nerdeyse ama serbest inmeyi gözümüz yemedi. Çaktığımız sikkeden emniyetle bacanın üstündeki çentiğe geldik.
Burada boltun üzerindeki yeşil perlona takılan kilitsiz karabinadan ipi geçirip 30 m. lik son inişide yapınca baca ardımızda kalmıştı. Bıraktığımız yerdeki çantayı da alarak adeta koşarak vadi tabanına bıraktığımız diğer malzemelerimizin yanına indik. Nihayet birbirimiz tebrik etmek için fırsat bulduk. Elimizde yenecek ne varsa yiyip teknik malzemeleri çantaya koyarak Arpalık’a doğru yürümeye başladık. Sonrası Salim abinin evinde yemek ve güzel bir uyku oldu.
Tolga Akgün’e
İyi dileklerini esirgemeyen Hasan Hüseyin Boğaz’a
Teşekkür ederiz
http://picasaweb. google.com. tr/burakserter78 /KDKKlasik? authkey=Gv1sRgCO qz0MqSurDa1gE#
Yücel Bağatur
|