ZIRVE DAGCILIK VE DOGA SPORLARI KULUBU
Ana Başlıklar
Site İçi Arama Motoru
 
Anahtar kelime giriniz.
Detaylı arama için tıklayın
ÖZLEDİKLERİMİZ..
Sevgili özel Pak Ağabeyimiz..

Taziye Defterine Yazınız
İlave Sayfalar
Faydalı Linkler
Meteorolojik Bilgiler & Linkler
Site Kullanımı Hakkında
Anlık Hava Durumu
2 Günlük Hava Tahmini
Lütfen İl Seçiniz
WWW.METEO.GOV.TR
Tüm Türkiye için tıklayınız
Zirve dağcılık
İkinci el ilanları için tıklayınız .

USHBA! BAŞARILI BİR BAŞARISIZLIK HİKAYESİ.
USHBA! BAŞARILI BİR BAŞARISIZLIK HİKAYESİ.
Soru Sormak İçin Tıklayınız Yazıcıya Uygun Görünüm Sayfayı Tavsiye etmek için tıklayınız. USHBA! BAŞARILI BİR BAŞARISIZLIK HİKAYESİ. - Konusunu Facebook ta yayınlamak için tıklayınız. USHBA! BAŞARILI BİR BAŞARISIZLIK HİKAYESİ. - Konusunu Twitter da yayınlamak için tıklayınız.  Sık Kullanılanlara Eklemek için tıklayınız
USHBA! BAŞARILI BİR BAŞARISIZLIK HİKAYESİ.

USHBA! BAŞARILI BİR BAŞARISIZLIK HİKAYESİ.....

 

Gamacoba günlük! (Gürcü dilinde, merhaba!)

Ushba. Gökleri delen çift zirvesi ve binlerce metrelik kaya- buz duvarları, üzerindeki tarihe malolmuş trajedileri ve başarıları ile muazzam, gerçekten de sert bir dağ ve son derece tehlikeli bir hedef. Ses hızını aşan bir jet uçağının yarattığı patlama gibi insanı bir anda heyecana boğan bir dağ. Ushba adının tam bir anlamı yok gibi, ‘cadılar bayramı' veya ‘kötü hava cadısı' gibi yorumlar yapılmış bu isim için. Ama şurası kesin ki büyülü, cazip ve güçlü ve kötü anlamlar uyandıran bir zirve..

Emektar tırmanış arkadaşım Efecan Aytemiz ile beraber, 20 temmuz -2 ağustos 2008 tarihleri arasında, kuzey komşumuz Gürcistan'ın Kafkasya dağlarındaki 4700 metrelik Ushba zirvesine tırmanmaya gittik. İlk ve en önemli derdimiz sağ salim dağa ulaşmaktı. 1998 yılından itibaren bu dağa Rusya Federasyonu- Balkar Cumhuriyeti tarafından yaklaşmaya çalışmış, daha dağın kar ve buzuna değemeden haydutlar, polisler, bürokrasi tarafından geri çevrilmiştik. Bir seferinde de kuzeydeki Ushba İcefall'da 11 kişi ölünce kurtarmacılar dağı alenen yasaklamıştı. Bu seferki hedefimiz dağa Gürcistan'dan yaklaşmaktı.

Tam bir belirsizlik! Nasıl gidilir, neyle gidilir, orada durum nasıl? Yolda soyulur muyuz? Yani dağın kendi tehlikelerinden önce bölgedeki güvenlik sorunları canımızı sıkıyordu. THY'nin Hopa uçağıyla Türkiye tarafından işletilen Batum alanına inerken sorular aklımızdaydı. Biraz mücadele ve al takke ver külah ile, ertesi gün bir Gürcü mercedes'i kiralayarak sınırı geçtik ve merhaba yeşil Gürcistan! Gri karadeniz havası altında Poti ve Zugdidi üzerinden kuzeye, dağlara gidiyoruz. Şöförümüz Razo yollar dağlık araziye sardıkça homurdanıyor; eski mercedes nerede iflas edecek derken araç su kaynatıyor. Zorunlu moladan sonra yola devam; Zugdidi'den sonra 170 kilometre kadar olabilecek en berbat toprak yoldan, ormanlar içinden tangır tungur çıkıyoruz. İstikamet dağlı haydut bölgesi Svanetia'nın, haydutların başşehri Mestia kasabasına varmak! Şöförümüz bariz söylenir, araç su koyverecek konuma gelirken, akşamüzeri Mestia'dayız.. Kafkaya dağları bulutlar içinde, hemen hiç göstermiyorlar kendilerini. Yaptığımız ilk iş, geçen yıl buraya gelen İzmirli arkadaşların tavsiye ettiği Tsuri Gabliani'nin pansiyonunu bulmak oldu. Tsuri, babası Pobeda dağında ölmüş bir Gürcü hanım, çok yardımcı oldu bize. Çok güzel bir pansiyonu var.

Mestia Kafkas dağlarının güneyinde, yeşil ve gayet turistik bir kasaba. Her yerde eski zamanlardan kalma taş kuleler var. 2000'li yılların başından önce aktif olan ve Ruslara bile yaka silktiren haydutları ile tanınan bu dağ memleketinde şimdi doğa ve kültür turizmi oldukça gelişmiş gözüküyor- her milletten turist görmek mümkün! Svanetia bugünlerde (yani Rus işgalinden önce demek istiyorum) oldukça sakin ve huzurlu bir yer, gerçek bir dağ cenneti, adeta bizim Kaçkar Dağlarının 5000 metrelik zirvelerle bezenmiş olanı. Bir o kadar da yağışlı bir bölge tabii. Yağmur ve şimşekli havalar çok sıradan...

Pansiyonda biraz hazırlık ve toplanmadan sonra, sıkılınca Mestia'nın boş ve garip sokaklarında gezip, arada turist enformasyon bürosuna giderek Ushba hakkında bilgi almaya çalıştık. İngilizce bilgi yok, İngilizce konuşan bir kızcağız ve tek kelime İngilizce konuşamayan ama Ushba'ya üç kere çıkmış, tarzanca anlaştığımız Zaur adlı Gürcü dağcı haricinde bilgi alınacak kimse de yoktu. Ama görülen o ki, yol açıktı. Hedefimiz Ushba'nın 4A (D) derecesindeki Kuzey sırtı, yani bir kar- buz rotası idi.

Ertesi gün, Tsuri'nin komşusu bir abinin koltukları olmayan nuhnebiden kalma Lada jipi ile Mazeri kasabasına tangırdadık. Ve, köşeyi dönünce Ushba tüm haşmetiyle karşımızda.. İnanılmaz gözüküyor, gökleri yaran bir taş ve buz yığını, ona tırmanmaya gidiyor olmak daha da inanılmaz!

Mazeri'deki askeri sınır muhafızları ofisinde Georgi, yani Rusça konuşan bir başçavuş'umuzdan tırmanış izni kopartmaya çalışırken, Ushba'nın Rusya tarafındaki kuzeyine gidemeyeceğimizi anlamak acı bir şoktu! Gürcistan'ın Rusya ile olan malum sorunları nedeniyle, tam sınırda olan (daha doğrusu çoğu Gürcistan'a ait olan) Ushba dağında istediğiniz yere gitmek mümkün değildi.. Ne yapmalıydık? Adam bize dağı göstererek ‘buradan çıkın' dedi, yani güney duvarından! Oooh paşam, sen emir ver biz çıkalım! Rota zorluğumuz birdenbire en az 5B (TD+/ ED -) oluvermişti. Neyse ki yanımızda, hatta çantamızda Efecan'ın önerisiyle kaya donanımı, hem de tümünü getirmiştik. Şans.. ama bu sayede ölür müydük, ayrı! Bir saatte bu kadar çok plan değişikliği ağır gelmişti; Georgi'nin de arkamızdan gülerek selametlemesiyle, eski Lada'yı 1600 metredeki Gul köyü yıkıntılarına sürdürttük. Yürümeye başlayınca kendimize geldik. Garip bir sessizlik içinde tek biz vardık bu yaylada, çamlar, çayırlar, bize garip garip bakan inekler, köyün harabeleri. Uzakta Ushba bulutlar arasından yükseliyor. Kah yolu kaybederek, kah bularak, derin otluklar ve büyük yapraklı otlar arasından, çamurda kayarak ilerliyoruz. Gul buzuluna ulaşmak günün hedefi...Gul buzulunun tabanındaki moren setlerine varırken ilk plaketi de gördük; metal bir plakette bir tarih, edelweiss çiçeği ve isimler..

2400 metrede, buzulun altındaki morende küçücük çadırımızı kurduk. Rota bakıyoruz; Allahtan tüm rota dökümanları yanımızda. Bu durumda ilk amacımız Ushba güney zirvesine çıkan orijinal 1903 Schulze rotasını (5A, TD+/ ED, rehberde zorluk olarak Alpler- Mont Blanc bölgesindeki Grand Capucin doğu duvarı'na eşdeğer sayılıyor) çıkmaktı. Burası temelde bir kaya tırmanış rotasıydı ve, yukarıda söylediğim gibi, yanımızda tüm bir kaya donanımımız vardı. Ancak dar, dik buz kulvarları boyunca teknik tırmanış gerektiren bu rotada çok taş ve bazen de çığ düşüyordu. Bunun yerine, biraz incelemeden sonra, alt kısmında dağın güneydoğu yüzü ve üst kısmında güney sırtından giden, objektif tehlikelerden görece uzak sayılır bir rota seçtik. Daha sonradan anladığımız üzere rotamız tanınmış Gürcü kaya tırmanıcısı Misha Khergiani'nin 1937 yılında tırmandığı 5B (ED) derecesindeki bir rotaymış (ünlü İngiliz tırmanıcı Hodgkin ve ekibi de 1937 yılında bu rotanın bir varyantını tırmanmış, dağdaki tarih birikimine bak yahu!).

Ortam gerçekten harikaydı, Kaçkarlar gibi yeşil çayırlar ve kara granit dağlar.. ama stres! Yarın ciddi bir rotaya girecek olmanın heyecanı? Boğazda hissedilen bir yutkunma zorluğu, iştahsızlık! Şu tırmanış başlasa bir an önce.

24 temmuz sabahı gerekmeyen fazla yiyecek ve buz donanımının yarısını güvenli bir zula yerine gömerek kampı topladık. Sırtımızda bivak yükümüz (hafif bir çadır, tek bir uyku tulumu ve matlar, benzin ocağı, 1 litre benzin, ortalama 2 kilo kadar yiyecek ve ful kaya + buz teknik malzemesi) ile tırmanacaktık. Çift ip, buz aletleri, kaya emniyet donanımı, birkaç buz vidası, krampon ve kafada kasklar.. Rota oldukça karışıktı- belli aralıklarla rota bulma sorunu yaşıyorduk ve dağ gerçekten çok büyüktü. Tabanından zirveye 2.5 kilometre kadar yükseklikte bir yüzdü bu zira, boyut olarak bazı Himalaya tırmanışları kadardı. Ama en büyük şansımız; tırmanıştaki üç günümüz boyunca hava durumu gayet idealdi, hayret ki yağış ve sis olmadı (Kafkas Dağlarının standart temmuz havası fırtına, tipi, şimşek ve çok sıkı yağıştır!)

Neyse, orta diklikte uzun kar kulvarları (35-45 derece eğim) ile dağın kayalık, dimdik güneydoğu yüzünün içine doğru yükselmeye başladık. Yukarısı, şelaleler akan kapkara kayalık duvarlar...rota nerede, veya rota var mı? Basit kar kulvarları daha diklerine yol verdi ve ardından serbest III, IV derece kaya tırmanışları yaparak, zaman zaman içinden dereler akan dik yerler çıkarak, kar sırtları ve dar buz kulvarları ile yükselmeye başladık. Manzaramız giderek açılıyor, durmuyoruz. Yukarıdaki belirgin bir kuleler topluluğuna tırmanıyoruz- bir kar omzuna varınca içinden gümbürtülerle çığ boşalan bir buz oluğu yolu kesti. Ne yapmalı? Kulvarı geçip karşı kayalardan yükselmemiz gerek! Yürek ağzımızda, içinden şakır şakır dere akan buzu kazma krampon yan geçiyoruz, risk yüksek. Neyse, görece güvenli yerlere geçince kayada rota arıyoruz; birkaç yere giriyoruz olmuyor, kör uçurumlarda kalıyoruz... ve sonunda dikleşen kayada ip çantadan çıkıyor. Kulvarın solu boyunca ip boyu ip boyu çıkıyoruz. Artık 10 saattir tırmanıyoruz, bir bivak yeri bulamazsak geceyi bir yerde tüneyerek geçirmemiz gerekecek...derken 4200 metrede şahane, tam bize yapılmış bir çadır yerine çıkıverdik!

Oh deyip çadır yerini düzledik, çadırı uçurumun ortasına kurduk. Uzun bir gün oldu. Ama yarın için iyimseriz, çok yol kalmış olamaz zirveye. Espiri üzerine espiri patlıyor, geyiğimiz Ushba'nın buzlu yamaçlarında yankılanıyor.. Bu arada rotaya da bakıyoruz. Önümüzde bir omuz tarafından gizlenen bir duvar ve koskoca bir donmuş şelale gözüküyordu; burası zirve duvarı, diğer yanda Red Corner denen ünlü kaya etabı- Schulze rotasının kilidi. Ama biz oraya gitmiyoruz, dağın taa öbür kenarı orası.. Gün çok güzel batıyor, doğuda tüm bir Bezengi silsilesi, altımızda Ushba'nın gölgesi kararan ufka uzuyor. Akşam yemeğimiz köftelik bulgur ve et, iştahla yiyoruz. Sonra da sakin gecede, herşeyimiz üzerimizde, tek tulumu Efeyle üzerimize örtüyoruz. Yanımızın binlerce metre uçurum olmasını düşünmeden uyuyuverdik.

25 temmuz sabahı erkenden sıkıntıyla uyandık, donuk, rüzgarlı bir hava var. 4710 metrelik zirveyi bizden ayıran sarı-kızıl kaya duvar etabına doğru tırmanıyoruz. Önce çürük taşlarla dolu, berbat bir sırt, sonra yolu bulamayıp dimdik, dipsiz bir kulvarda 100 metre yan geçiş, sert kar- buz. Devamında daha da zor ve boşluklu yerlere girdik ve ip yine çantadan çıktı. 4350 metrelerde 55-65 derece mavi buz etapları, sert ve dik kar-buzda yüzlerce metre yan geçişler. Emniyet çok iyi değil ama var. Artık iyiden iyiye dik kayaya sardık, V+, VI+ derece kaya yüzey ve bacaları. Nereye geldik böyle? Bir noktada, sağ yanımızdaki içe bulantı verici 1500 metrelik duvarın kıyısında buraya iple inip bir sete geçmeyi ve negatif bir çatlağı tırmanmayı düşünürken yakaladık kendimizi! Ama bunu (neyse ki) yapmadık ve dik devam ettik. Böylece, en kritik etap olan ve Ushba doğu duvarının sol kıyısından geçilen sarı-kızıl yüzeyde bizi bekleyen sürprize ulaştık: 4500 metrede, normalde tırmanmamız gereken çatlak ve bacamsı yüzeylerdeki donmuş şelaleler eriyerek ince dereler halinde akıyordu, çünkü dağın en üst kısmındaki kar alanları eriyordu. Ortadaki şelaleyi tırmanamazdık, içinden dere akıyordu ve buzlar heyelanla dökülüyordu resmen. Yandaki ıslak etaplara da giremeyeceğimiz için, tam üstümüzdeki olağandan daha zor, pürüzsüz ve dik kaya yüzeylerini tırmanmak zorunda kaldık. Ayakta dağ botları ve sırtta çantalarla VI+ veya VII- derece, belki daha da zor kaya tırmanışı?!! Bu son etapta lider giden Efecan her tür cambazlığı yaptı- pandüller, tansiyon traversleri... Rusların bıraktığı bir dizi iniş sikkesi boyunca keskin bir köşeye kadar gitti. Bitmişti, ip gelmiyordu, köşeyi dönemiyordu bir türlü. Boşluğun tam kıyısında! Hava hala güzeldi ama akşam adım adım gelecekti; saatler harcadık bu beklenmedik zorluktaki etapta. Gerek zaman yetersizliği, gerekse dağı iyi tanımadığımız için ne kadar yolumuz kaldığını bilememek, gerekse rotanın giderek kolaylaşmak yerine zorlaşmasından dolayı 4500 metrelerden, (sonradan anladığımız gibisiyle) zirveden sadece biraz aşağıdan dönme kararı almamız gerekti. Ama o an dert etmedik, nasılsa zamanımız vardı ve ikinci bir deneme yapabilirdik buraya. İpi düzenledik, inişe başladık. Yanımızdaki devasa ‘Cravat' buz kulvarı boyunca inerken bir Rus dağcının acıklı kalıntılarını da bulduk.. yazık! Neyse, akşam olurken kampımıza ulaşmıştık.

Ertesi gün, 26 temmuz günü neredeyse 10 saat boyunca devamlı ip inişi yaparak Ushba'nın güneydoğu rotasını tabanına kadar indik. Bazı ip boyları asap bozucu derecede tehlikeli, istasyonlar bir garipti! İp devamlı fena halde karışıyor, açmak zaman alıyordu. Ama devamlı yükseklik kaybediyorduk. Hava da bir açıyor bir yağacak gibi oluyordu, ama sonunda yağmadı. Uzun kar kulvarlarını ardımızdan gelebilecek olası taş ve çığ heyelanlarına karşı bir gözümüz daima yukarılarda olarak aşağı yönde kramponladık.. Nihayet, diklik yatıklığa yol verdi. Bu devasa yüzün üzerinde üç gün geçirmiştik. Daha da önemlisi, yüzü gayet iyi öğrenmiştik ve sağsalim yerdeydik!

Ertesi günü kampta dinlenerek geçirdik, hava bozmuştu. Sabahki güneşe tezat, müthiş bir yağış başladı ve 10 dakikada kampı su bastı. Zar zor yukarıda, kuru bir yere kapağı attık. Macera bir türlü bitmiyordu. Mestia'ya dönelim dedik, organize olup, toplanıp yine gelmek için. Ancak iniş yolunda akılsızca bir deneme yapıp bir tahta köprü ile beraber dereye düştüm ve bileğim burkuldu. Lanet! Nasıl da sinirlenmiştim! Bu macera böyle mi bitecekti? Efecan haklı olarak benimle dalga geçip duruyordu. Birkaç kilometre aksayarak yürüdükten sonra, sınır karakolunda bol şnaps (ev rakısı) içmiş iki çakırkeyif sersem olarak Tsuri'nin pansiyona indik. Sol ayak bileğim mosmordu, basmak da acılıydı. Bileğimi kırmış olabilir miydim? Şnaps'ın etkisi geçince anlayacaktık. Bu arada kesin anladığımız, sınır karakoluna öğleden sonra tüm askerler zilzurnayken gitmenin gerekliliği idi; o zaman değil Rus sınırı, aya bile izin verebilirlerdi işte!

Bir iki gün sonra oldukça iyi olmuştum ama yine de inişlerde, bazı hareketlerde acı vardı. Aklımızda kalmasın diyerek sırtta çanta, Gul buzuluna çıkalım dedik fakat nafile. Bu bilekle yürümek, tırmanmak imkansız! Tek yapmamız gereken, Türkiye'ye dönmekti. Dağ milyon yıldır buradaydı, her zaman gelebilirdik. 2 ağustos günü, olaysız bir yolculukla, planladığımızdan on iki gün önce, Sarp sınır kapısından ülkemize dönmüştük.

İstanbul'da, iki gün sonra Efecan'ın telefonu ile irkildim: ‘Tunç duydun mu, Ruslar Gürcistan'a girmiş!' Vay bee, normal planımız devam ediyor olsaydı başımızın girdiği derdin boyutunu tahmin edin: bitmiştik! Şansımız çok büyükmüş zannederim; güneye uçan filo filo Rus uçaklarını Kafkas dağlarının zirvelerinden görmedik çünkü! Ufak sakatlığım sayesinde ucuz kurtulmuşuz. Bu yazıyı yazdığım 2008'in son günlerinde savaş bitmiş, Ruslar Gürcistan'dan (bazı yerleri hariç) geri çekilmişti ama artık Ushba'ya tekrar nasıl gidilir, bölge sakin mi, bilemiyorum...

Neredeyse son on senedir düşüncelerimizi ve hayallerimizi meşgul eden bu dağa, daha önceki seferlerimizde birçok sebeple yaklaşamamıştık bile. Bu sefer ise çok az farkla, dağın kendine göre objektif zorlukları nedeniyle zirveye çıkmadık ama sıkı duvarlarından birini tırmandık. Bu dağın hayalini en başta beraberce kurduğumuz aziz dostumuz Kürşat Avcı'yı sevgiyle anıyoruz. Anısı bizimle yaşıyor ve bu tırmanışta da eminiz ki yanımızdaydı...

Yorum olarak; dünyadaki en efsanevi dağlardan birinde, genelde sağlam granit kayada, muhteşem manzaralar eşliğinde, ED derecesinde zorlukta, gayet tehlikeli, çok uzun ve devamlı diklik içeren bir tırmanış. Tüm bu riskleri beraber aldığımı kişi, eğlenceli ve sağlam tırmanış arkadaşım Efecan olmasaydı, bu tırmanış asla olmazdı. Teşekkürler dostum ve nice dağlara!

Bu Başlıktaki Diğer Konular
           
 YEZİDİ ŞELALESİNDE TIRMANIŞ- VAN/ MURADİYE 2002  YEZİDİ ŞELALESİNDE TIRMANIŞ- VAN/ MURADİYE 2002
   USHBA! BAŞARILI BİR BAŞARISIZLIK HİKAYESİ.  Şu an bu konuyu inceliyorsunuz
 ALADAĞLAR- SULAĞAN KAYA İLK KIŞ TIRMANIŞI, 1995  ALADAĞLAR- SULAĞAN KAYA İLK KIŞ TIRMANIŞI, 1995
iftar yemeği (izmir şube) palandöken dağı dağcılıkta antreman denetleme yönetmeliği koray büyükburç anma faaliyeti fotoları izmir şube 16 mayıs belevi-keçikalesi-şirince doğa faaliyeti ankara şube- 01-02 mayis- yenice ormanları kampı (karabük) arama-kurtarma-afet ile ilgili siteler to bolt or not to be emniyet kemerleri bolkar dağları - medetsiz tepesi izmir şube doğa yürüyüşleri yön bulma bivak uludag kis-diagonel ve mantarsote -bireysel- 8/9 mart 2008 22-23 mayıs erciyes tırmanış fotoları - zübeyde özağaç izmir şube hasan dağı 17-18 ocak satılık vasque ıce9000 bot gaziantep şube - aladağlar eğitim faaliyeti satılık everest gtx bot
Zirve dağcılık

Agrı Ekıbımız evlerıne dondu.

Ziyaretçi defterimize erişmek için tıklayınız .
İkinci El Malzeme  daha fazlası için tıklayınız.
Satılık The North Face Mountain Guide Goretex Ceket
Satılık The North Face Mountain Guide Goretex Ceket
Çok Gezilen Konular
1.Kulüp Üyeliği
2.2010 Yılı Dağcılık Programı
3.Etkinlik Takvimimiz
4.İzmir Şube Doğa Yürüyüşleri
5.Zirve Dağcılık Genel Merkez
6.İstanbul Şube Etkinlik Takvimimiz
7.İzmir Şube Sosyal Etkinlikleri
8.İstanbul Şube Doğa Yürüyüşleri
9.Özel PAK KAZA RAPORU
10.Spil Şenliklerimiz
Yazarlarımız
Yeni Konular  daha fazlası için tıklayınız.
22 Agustos-Sıcakdere Kanyonu-Zirve Kocaeli
22 Agustos-Sıcakdere Kanyonu-Zirve Kocaeli
Bildirimler  daha fazlası için tıklayınız.
İndirim Bildirileri almak için tıklayınız.Erken uyarı: USHBA! BAŞARILI BİR BAŞARISIZLIK HİKAYESİ. hakkındaki güncellemeleri bildir.
Tavsiye Edin
 
Konuyu arkadaşınıza göndermek ister misiniz?
Diller
Türkçe
Sponsor

Copyright ZİRVE DAĞCILIK VE DOĞA SPORLARI KLÜBÜ © 2010
Genel Merkez : Bornova Koctas Karsisi Kazim Dirik Mah. 296/1 Sokak No:16 Bornova / IZMIR Tel : 0232.435 83 48
Genel Başkan : Orhan Kozan Cep: 0532.762 73 65 - Is : 0232.388 40 00/1271 - Ev:0232.342 21 27 - e-posta: orhan_kozan@yahoo.com
Tasarım : Bilgehan Selçuk - 0/554/4001853

 Dağcılık sporu risk içeren bir spordur. Web sitemizdeki bilgiler ile yapılacak tırmanışlarda, oluşabilecek kazalardan, kulübümüz sorumlu tutulamaz.Teorik bilgiler, pratik eğitimler ile takviye edilmediği sürece yetersizdir. Lütfen dağcılık kulüplerinden, kurumlardan yada bilgili dağcılardan eğitim almadan dağa çıkmayınız.