|
Merhaba Sevgili Okurlar, Bu aydan itibaren dağ ve doğaseverler ile "Yazarlar" köşemizde buluşmayı amaçladık. Kulübümüzün Genel Yönetim Kurulu üyelerinden oluşan yazar kadromuz periyodik yazıları ile sizlerle olacak. Ayrıca her ay "Konuk Yazar" köşesinde sizlerden gelecek yazılara da yer vereceğiz.
Ben de bu köşede sizlerle olacağım. Bu ilk yazımda ne yazayım diye düşündüm. Yıllardır mail gruplarımızda sizlerle çok şeyi paylaştım. Ama bu ilk yazı biraz farklı olmalıydı. Bende kulübümüz ve benimle ilgili çokça sorulan bir soruya açıklık getirmeye karar verdim.
"Zirve Nereye Koşuyor?" Sıkça sorulan bir soru idi. Öyle ya 2000'de İzmir'de kurulmuş ve 2001'de tescil almış bir kulüp kısa zamanda 8 il ve 3 ilçede örgütlenmiş, bini geçen üye sayısı ve yüzlerle ifade edilen etkinlik sayıları ile ülkenin en büyük dağcılık kulübü haline gelmişti. Zaman zaman tüm camiayı ilgilendiren meselelere el atıyor, çözüm yolları arıyordu. Nereye koşuyordu bu Zirve? Ben de ilk yazımda, bu soruya cevap vermeye karar verdim.
Ben dağlar ile 1998 yılında tanıştım. Kaçkar'a ilk gittiğimde 40 yaşımı geçmiştim. Bende kısa zamanda tutku haline gelen dağlar ile gençlerin daha erken tanışmalarını istedim. İnsana onlarca güzel değer katan, kendisini daha iyi tanımasını sağlayan, hoşgörü ve paylaşımı öğreten, elindeki değerlerin farkına varmasını sağlayan, bu spordan öte tutkuyu herkesin tatması en büyük dileğim olmuştu. Eğer insanlar üniversite yıllarında dağcılık ile tanışmamış ise, çalışma hayatına atıldıktan sonra tanışması ve bu spora girmesi çok zordu. Halbuki içerdiği tüm risklere rağmen dağcılık her yaşta yapılabilecek en güzel sporlardan biridir. Bu amaçla 2000' de derneğimizi kurduk ve 1997'den beri süregelen beraberliğimizi eğitimli ve bilinçli bir seviyeye taşımaya karar verdik.
İşin doğrusu biz bu günleri hedeflemedik o günlerde. Amacımız sevdiğimiz sporu daha bilgili ve kurallarına uyarak yapmak ve iyi bir kulüp olmaktı. Önümüzde çok başarılı kulüpler vardı örnek alacak. İzmir'de İDADİK, Kayseri'de HADAK, Antalya'da TODOSK o günlerde başarılı faaliyetlere imza atıyorlardı. Biz de bu kulüpler gibi olabilirdik. İzmir'de kurulduğumuz için İDADİK kulübünü örnek aldık kendimize.
Doğa yürüyüşleri ile insanları doğa ile tanıştırmaya, kamplara götürmeye ve eğitimler ile yüksek irtifa ile tanıştırmaya başladık. Bir müddet sonra herkes kendi sınırlarını tanıyor ve ona göre yapacağı dağcılığın sınırlarını belirliyordu. Kimileri klasik rotalarda dağcılık yaparken kimileri de duvarlarda başarılara imza atmaya başladılar. Eğitimlerimize önem verdik. Ama her şeyin başına olması gereken sevgiyi yerleştirdik.
Başarılı etkinliklerimiz dikkat çekmeye başlamıştı. İzmir dışından ilk üyelik teklifi şu anda genel başkan yardımcımız olan Oğuz Kaan Şenol ve Hakan Koyuncu'dan geldi. Bir Medetsiz zirvesi ile başlayan beraberliğimiz İstanbul temsilciliğimizin açılmasına doğru devam etti. Aklımızda yokken hedeflerimiz farklılaşmış ve temsilcilik vermeye başlamıştık. Ardından kısa bir süre geçmedi Ankaralı bir üyemizden teklif geldi. Ablası ve arkadaşları ile Ankara temsilciliğini açmak istiyorlardı. Artık kulübümüz ülke sathına doğru yayılmaya başlamıştı. İstanbul ve Ankara'yı Bursa, Gaziantep ve diğerleri takip etti.
2004' de Yükselen Hedefler Stratejisini benimsedik. Kısa, orta ve uzun vadede hedeflerimiz olmalıydı; ama, olaylar, gelişmeler her zaman yeni oluşumların ve yeni hedeflerin çıkmasını sağlayabiliyordu. Biz de esnek olmaya ve gelişen durumlara göre hedeflerimizi daha da yükseltmeye karar verdik.
2005' de şube ve temsilciliklerimizin çoğalması ile büyüme sorunlarını aşabilmek için bir nevi danışma meclisi olan "koordinasyon toplantıları"na başladık. 3 Aralık 2005' de Ankara'da toplanan 1. Koordinasyon Toplantımızda vizyon ve misyonumuzu belirledik ve deklare ettik.
"VİZYONUMUZ : Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübümüzün vizyonu, ülkemizde dağcılık sporunun öncü ve lider kuruluşu olarak faaliyetlerine devam etmek, yurtdışında ise dünya standardında bir dağcılık ve doğa sporları kulübü olmaktır.
MİSYONUMUZ : Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübümüzün misyonu, dağcılık ve doğa sporları ile ilgili tüm kişi ve kuruluşlara eşit mesafede yaklaşarak, ülke dağcılığının gelişmesi ve dünya dağcılığında hak ettiği yeri almak için yapılacak çalışmalara öncülük etmek, uluslararası dağcılık ve doğa sporları kulüp ve birlikleriyle işbirliği içinde olmak, üyelerine, doğa sporcularına, topluma ve çevrenin korunmasına katkılarını artırmaktır."
Artık yeni bir dönem başlamıştı bizler için. Ülke dağcılığının sorunları karşısında vizyon ve misyonumuz gereği yeni görevler üstlenmiştik. 2006 ve 2007 yılında iki kez dağcılığın sorunlarını konuşmak amacı ile toplantılar organize ettik.
Bu arada kurumsallaşmamızı tamamladık ve genel merkez yapılanmasını gerçekleştirdik.
İzmir'de Boulder duvarı olan bir salon açtık ve spor tırmanış yapan tüm gençlerin hizmetine sunduk. Burada antrenmanlarını gerçekleştiren gençlerimiz Milli Takım seçmelerinde kulübümüzün adını başarı ile temsil etmeye başladılar. Spor tırmanışın ülkemizde ve dünyada hızlı gelişimine ayak uydurabilmek için spor tırmanışta söz sahibi isimlerden oluşan SPOR TIRMANIŞ ÜST KURULU oluşturuyoruz. Bursa şubemizde duvar sahibi oluyor. Kısa zamanda diğer şubelerimizde bu konuda atılımlarını yapacaklardır.
Dağcılık camiasında yanlış gördüğümüz konularda sözümüzü esirgemedik, esirgemeyeceğiz. Ama amacımız tartışmalar ile vakit geçirmek değil. Dağ ve doğa cenneti olan ülkemizde dağlara giden sayıları on binler ile değil milyonlar ile ifade edilen rakamlara ulaştırmak. Dağlarımız için çevre çalışmaları yapmak, Turizmin getirdiği yapılaşmaya dur demek ve kontrol altına almak, Kirlilik ile ilgili eğitim çalışmaları yapmak, dağları ve dağcılığı tehdit eden konularda bilimsel çalışmalar yaparak ilgili kurumlara sunmak ve konunun takipçisi olmak bundan sonrada asli görevimiz olacaktır.
Dağcılığa hizmet eden herkese ve her kuruma eşit mesafedeyiz. Bu anlamda herkesin kucaklayıcısıyız. Bizden destek ve yardım isteyen herkesin yanında olmaya çalışıyoruz. Gördüğümüz eksik ve yanlışları yüksek sesle söylerken hiçbir kurumu yıpratmak amacında değiliz. Sadece her kurumun hak ettiği şekilde yönetilmesini bekliyoruz. Türkiye Dağcılık Federasyonu'nun ülke dağcılığının tümünü kucaklaması ve gerçek bir üst kurum, bir çatı olarak görev ifa etmesi en büyük dileğimiz ve temennimizdir.
Bundan sonra da "Yükselen Hedefler" stratejimize uygun hareket edeceğiz. Şartların bizi götürdüğü ve işaret ettiği yerde olacağız. Haksızlık, yanlışlık varsa söyleyeceğiz. İhtiyacı olanın, haklının yanında olacağız.
Biz yöneticilerimiz, üyelerimiz, sporcularımız, gönüllülerimiz ve zirve dostlarımız ile Büyük bir "ZİRVE AİLESİ" yiz . Bu ailenin bireyleri olmak ise bizim için büyük bir mutluluk ve gururdur. Sevgi ile yoğrulan bu büyük ailede yöneticilik yapmak ise benim için çok büyük bir onurdur. Diğer yönetici arkadaşlarımın da bu duyguyu taşıdıklarını biliyor ve onlar ile gurur duyuyorum.
Kulübümüzün bu günlere gelmesinde payı bulunan tüm yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Başta Mustafa Arız olmak üzere, şu anda kulübümüz ile yollarını ayırmış olan arkadaşlarımın da hepsine ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Bugün geldiği noktada sivil toplum örgütlerine büyüme modeli olarak örnek gösterilmeye başlayan kulübümüzün başarı hikayesinde yol arkadaşlarımın emekleri çok fazla. Biz büyük bir takımız, "Büyük Zirve Ailesi"yiz ve bunu biz hep birlikte başardık.
İşte bu bizim hikayemiz.
Nereye mi koşuyoruz? Gün ola harman ola...
Zirve tadında kalınız...
|
|